Ya İstiklal Ya Ölüm

Ya Sev Ya Terket

Arsalar Değil Vatan Satılıyor‏!

 

BAYRAK
DAVASINDA BERAAT

Muğla’nın Dalaman ilçesinde bir Alman’ın evinin bahçesine direk dikip Alman bayrağını
asması üzerine konuya duyarlılık gösteren yurttaşlarımızdan bir kaçı
Alman’ın bahçesine girerek Alman Bayrağını indirdi. Bu eyleme önderlik eden
Yüksel Sarı, Gülsen Sarı, Mustafa Cihan ve Sarp Gürpınar ve hakkında Dalaman
Asliye Ceza Mahkemesinde Dalaman Cumhuriyet Savcılığı tarafından kamu davası açıldı.

Bu konu ile ilgili olarak, Yüksel Sarı’nın mahkemede yapmış olduğu son savunma aşağıdadır.

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
YARGIÇLIĞINA / DALAMAN  
DOSYA: 2006/63 E
SANIK: Yüksel Sarı,
Ortaca Tel:0533 243 2614
DAVACI: Kamu Hukuku
KONUSU: Esas hakkındaki
savunmamın sunulmasıdır.


Muğla’nın Dalaman ilçesinde,
toprak satın alan bir Alman vatandaşı villasının bahçesindeki direğe 
Alman bayrağını asması üzerine, durumdan rahatsız olan şu anda sanık
sandalyesinde oturan bizim gibi duyarlı olan yurttaşlarımızdan bazıları ile
bu konuyu ilçedeki kahvehanelerde ve kafelerde tartışmaya başladık ve konuya
duyarlı yurttaşlarımızla bu durumu yerel yöneticilerimize (ilçe kaymakamı,
ilçe cumhuriyet savcısı ve ilçe emniyet müdürlüğüne) topu olarak dilekçe
vermek suretiyle bildirdik.


Alman vatandaşı olan bu şahsın
bahçesindeki direğe asılı olan Alman bayrağının dilekçemizi verdiğimiz
tarihten itibaren eylemi gerçekleştirdiğimiz tarihe kadar geçen üç aylık
zaman süreci içinde hala bahçesinde asılı olması karşısında, yerel
yöneticilerin bu durumu bildikleri halde sessiz kalmalarını, onlardan bu
konuda yasal bir işlem yapmalarını beklediğimiz halde hiçbir yasal işlem
yapmadıklarını, ve ayrıca yöneticilerin Türk vatandaşı olan bizlerin
herhangi bir konuda bu yasal olarak giderilmesini talep ettiğimiz
isteklerimizi göz ardı ederek ilçedeki yabancı uyruklu taşınmaz mülk
sahiplerinin ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde talimatlar verdiklerini,
Türk vatandaşlarını kapıda bekletirken bu yabancılara büyük bir nezaketle
zaman ayırdıklarını gözlemledik.


Bunun üzerine ertesi  gün gittik ve Alman bayrağını indirdik.Ortaca ve Dalaman’lı yurttaşlarımızda bize katıldı. Biz suç islemedik, bir suçu ortadan kaldırdık.

Çünkü mahkemenizce de bilineceği gibi 2893 Sayılı Bayrak kanunu, yabancı ülke
bayraklarının hangi koşullarda, nerelere asılabileceğini saymıştır.Alman
vatandaşının villasının bahçesine bir direk dikip, kendi ülke bayrağını
asması bu kanuna aykırıdır ve suç teşkil etmektedir.


Sayın Yargıç,
Bir Alman
vatandaşı başka bir ülkede evinin bahçesine direk dikip, kendi ülkesinin
bayrağını neden asar?

Onu bu suçu işlemeye sevk eden sebep nedir?

“Ülkede yabancıların arazi ve
emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu olarak değerlendirilemez. Toprak,
devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlığının
simgesidir. Yabancılara satılan toprakların geri alınması zordur ve
yabancılar kendi devletlerinin koruması altındadır. 1948 yılı öncesinde bu
şekilde toprak satın alarak İsrail devletinin temellerinin atıldığı
Unutulmamalıdır.”


Nasıl ki batılı
emperyalistlerin dayatmalarıyla ıslahat fermanı çıkmış ve böylece 
toprak satışı serbest bırakılmış ise, bugünde Avrupa Birliği dayatmalarıyla
yabancılara toprak satışı serbest bırakılmıştır.


Macaristan, Polonya, Çek
Cumhuriyeti, Slovakya, Litvanya, Estonya gibi pek çok Avrupa ülkesi Avrupa
Birliğine girmeden önce Yabancılara toprak satışını serbest bırakmayı
reddetmişler ve onların bu karşı duruşu kabul edilmiştir.


Türkiye ise Avrupa Birliğine
girmeyeceği, ucu açık sürelerin verildiği ve bu sürelerin her defasında
biraz daha uzatıldığı bir durumda hiç duraksama göstermeden yabancılara
toprak satışını kabul etmiştir.


Cumhurbaşkanlığı Devlet
Denetleme Kurulunun 06/02/2006 tarihli raporuna göre, kesin bir bilgi
olmamakla birlikte, yabancılara toprak satışının serbest bırakılmasıyla
51.012 yabancı, toplam 47.240 adet taşınmaz satın almıştır.

Satın alınan taşınmaz miktarı ise 272.871.200 metrekaredir.

Türk ortaklı alımlar,
özelleştirmeler, şirket devirleri ve özellikle GAP bölgesinde kayıt dışı
olarak yabancılara geçen taşınmaz miktarı ise
bilinmemektedir.


Yabancıların taşınmaz satın almalarında dikkati çeken husus, bir bölgede koloniler halinde
yerleşmeleridir.


Bunun sonucunda Kalkan da bir İngiliz mahallesi kurulmuştur. Kalkan ticaretinde söz sahibidirler.

Fethiye ölüdeniz civarında yaklaşık 4000 konut yabancıların elindedir. Onlarda kayıt
dışı turizm işletmeciliği yapmaktadır.Milli ekonomi zaafa uğratılmaktadır.


Didim’in önemli bir kısmı yabancıların eline geçmiştir. Elektrik ve su faturaları İngilizce
olmuştur. K
endi bölgemiz Ortaca ve Dalaman ilçelerinde de İngiliz ve Alman mahalleleri
vardır.


Yabancıların koloni halinde yerleşim birimleri kurmaları ile misyonerlik faaliyetleri daha da
kolaylaşmış ve yoğunlaşmıştır.


İşsiz gençlerimize, para verilerek,kilisenin korumasına alınacakları, Avrupa’ya rahat gidip
gelecekleri ve iş sahibi olacakları  söylenerek, Hıristiyanlaştırılmakta, yabancılaştırılmakta ve kendi milletine karşı  ajanlaştırılmaktadır.


Yabancılara toprak satışı ile bizim “ikiz ihanet yasaları” dediğimiz, yasalar arasında çok yakın bir ilgi bulunmaktadır.


Bilindiği gibi 2003 yılında
iktidar ve muhalefet milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen bu yasalara
göre dilsel ve dinsel azınlık kavramları getirilmiş, azınlık kavramı
genişletilmiş ve bir bölgede yaşayan azınlıklara kendi bölgelerindeki yer
üstü ve yer altı kaynakları üzerinde hak iddia etme ve kendi kaderlerini
tayin hakk
ı tanınmıştır.


Bu yasalara göre Türkiye, bu yükümlülüklerini yerine getirmediği taktirde yabancı ükelerin askeri  yaptırımları da dahil olmak üzere her türlü yaptırım ile karşılaşabilecektir.


Sayın Yargıç;
Toprak”
bağımsızlığın ve egemenliğin adıdır
.
Toprağınız yoksa eğer ne egemenliğiniz ne de bayrağınız olur. Oysa bugün Türkiye, dış borç
faizlerini ödeyebilmek için, döviz karşılığında vücudunu satıyor.Türkiye aslında egemenliğini satıyor.Bundan daha büyük utanç olabilir mi? Eğer biz yanlışsak, bütün bu satışlar doğru ise, o zaman soruyoruz.


Peki kim alacak? Komşusu da kendisi gibi.
Böyle olunca bu bereketli topraklar yabancıların eline geçiyor. Yabancılar oralara villalar yapıyor, kendi mahallelerini kuruyor. Bir de kapı konuluyor.Türkler o mahallelere giremesin diye.Kapıya da bir Türk bekçi konuluyor. Bizim insanımız önceden ekip biçtiği, çocuklarını yetiştirdiği bu topraklara uzaklardan bakıyor ve kendisini bahçıvan, eşini de çamaşırcı yapabilmek için o kapıya yöneliyor. Milletin öz güveni köreltiliyor.Vatan kavramı, millet olma bilinci işte böyle yok ediliyor.


Sayın Yargıç; Bütün bunlar olurken aklımıza şu Afrika atasözü geliyor.
“Önce bizim elimizde bereketli topraklarımız vardı, onların da elinde İncil. Sonra bereketli topraklarımız onların oldu, bizim ise elimizde İncil kaldı.”

Sayın Yargıç;
Simdi yukarıdaki soruyu tekrarlıyoruz. Bir Alman bahçesindeki direğe Alman bayrağını neden asar? Bu sorunun cevabi yukarıda anlatılanların tümüdür. Çünkü o Alman, bizim toprağı satın almakla, egemenliğimizi, haysiyetimizi her şeyimizi satın aldığını düşünmüştür. Orayı bir sömürge toprağı gibi görmüştür. Kendi milleti ile gururlanırken, bizim milletimizi çaresiz görmüş ve aşağılamıştır. Fakat fena halde yanılmıştır. Alman bunu yapar da biz durur muyuz? Gider o bayrağı indiririz.Nitekim öyle yaptık. Bin kere asılırsa, bin kere gider indiririz. Biz suç islemedik. Bir suçu ortadan kaldırdık. Bizim hiçbir millete düşmanlığımız yoktur. Hiçbir milletin bayrağı ile de sorunumuz yoktur. Egemenliğimizi, onurumuzu zedeleyen  ve suç teşkil eden bir saldırıya karşı meşru müdafaa yaptık. O toprağın “işgal edilmiş toprak” olmadığını gösterdik. Milletimiz hoşgörü sahibi, misafir sever büyük bir millettir. Fakat yabancılar da şunu bilmelidir. Bizim milletimiz  ihanet yasalarını çıkaranlardan ibaret değildir. O nedenle nasıl ki su yüz dereceye geldiğinde kaynar ise, Türkiye’nin
neresinde olursa olsun kanuna aykırı bir yabancı bayrak asılırsa, o bayrak derhal indirilir.


Milletimize söz veriyoruz. Bu  teslimiyet son bulacaktır.Hiç kuşku duyulmasın ki;
“Milli bir hükümet kurulacak ve yabancıya toprak satışı durdurulacaktır.”

Sayın Yargıç;
Asıl biz şikayetçiyiz.
Milli ekonomiyi batıranlardan,
bizi borç batağına sokanlardan, hortumculardan, soygunculardan,
vurgunculardan, Milli bağımsızlığımızı ayak altına sürenlerden, onurumuzu
kıranlardan, Gümrük Birliği anlaşmalarını imzalayanlardan, ihanet yasalarını
çıkaranlardan, misyonerliği serbest bırakanlardan, halkımızı toprağını
satmak zorunda bırakanlardan, vatan topraklarının satışını serbest bırakıp,
milletimizi bu durumlara düşürenlerden asıl biz şikayetçiyiz. O nedenle
hakkımızda beraat kararı verilerek asıl sorumlu olanların cezalandırılmaları
için dosyanın Cumhuriyet savcılığına iadesini talep ediyoruz.

Bu soruların  yanıtı düşünülürken, buna benzer olayları sıkça yaşamamıza neden olan yabancılara toprak satışı ve sonuçları üzerinde kısaca durmak istiyoruz.
Geçmişte ve bugün, yabancılara toprak satışının serbest bırakılması ile Devletin dağılma süreci arasındaki paralellik hepimizin dikkatini çekmiştir.
1854 Yılında Kırım savaşına katılan Osmanlı, ilk kez, İngiltere’den %6 faiz  ile 3 milyon Sterlin borç almıştır.

Batılı ülkelerin dayatmalarıyla, 1856 Islahat Fermanı ile birlikte
Yabancılara toprak satışı serbest bırakılmıştır.
1860 yılında İngiltere, borçların ödenmesi görüşmeleri sırasında Osmanlı topraklarının yabancılara satışının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istemiştir.
Bu satışlar sonucunda  sadece Ege bölgemizde  altı milyon dönüm arazi
yabancıların eline geçmiştir. 1890-1900 yılları arasında İzmir’in
%85′inin  yabancılara ait olduğu açıklanmıştır. 1913 yılında yapılan
bir düzenlemeyle yabancı şirketlerin de Osmanlı’dan taşınmaz satın almalarının önü açılmıştır. Bu yasalara dayanılarak, bu günkü İsrail’in bulunduğu topraklar Filistinlilerce satışa çıkarılmış, İsrail devleti bu topraklar üzerine kurulmuştur.
Kurtuluş savaşından sonra, 1924 yılında
çıkan  kanunla yabancılara toprak satışına yasaklar getirilmiştir.

1984 yılında yabancılara toprak satışının yeniden gündeme getirilmesi
tesadüf değildir. Ancak Anayasa mahkemesince bu yasa iptal edilmiştir.

Anayasa mahkemesi son derece öğretici olan iptal gerekçesinde şunları söylemektedir.

Kurtuluş savaşını biz neden yaptık, neden düşmanı Polatlı önlerinden çevirdik,
Neden milyonlarca şehit kanı ile sulandı bu topraklar?

Yabancılara toprak satışının toplumsal dokumuzu bozan, millet olma ve yurttaşlık bilincini zaafa uğratan olumsuz bir etkisi daha vardır. Batılı emperyalistlerin baskılarıyla, Gümrük Birliği anlaşmalarıyla, yabancı tarım ürünleri karşısında perişan edilen, pancarına, tütününe kota konulan, toprağını ekemez hale gelen köylü çaresizlikten toprağını satışa çıkartır.

SONUÇ VE İSTEM;
Yukarıda sunulan nedenlerle hakkımızda BERAAT kararı verilmesini talep
ediyoruz.   15/11/2006 
SANIK : YÜKSEL SARI

KARAR: BERAAT


Yüksel Bey ve arkadaşlarını bu duyarlılıklarında dolayı kutlarım. Ama biz vatan severler biraraya gelerek emperyalizme karşı ulusal bir direnç merkezi oluşturamazsak yukardaki örneğin çok ama çok ağırlarıyla karşılarız ve birgün elimizde sadece incilin kaldığını görürüz.
Vatan sevgisiyle kalın

Mayıs 11, 2008 Posted by | Arsalar Değil Vatan Satılıyor‏! | Yorum yapın

   

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.