Ya İstiklal Ya Ölüm

Ya Sev Ya Terket

SORUNUN TA KENDİSİ!!!(istisnalar olabilir:)






SORUN BÖLÜCÜLÜK VEYA TERÖR DEĞİL; SORUN KÜRDÜN TA KENDİSİDİR.


Türkiyede her gün kız çocuklari kaçırılıp zorla fuhuşa sürükleniyor,
kadınlarımız kapkaça tecavüze uğruyor, her gün şehirlerde PKK gösterileri
yapılıyor, Türk bayrakları yakılıyor, otobüsler yakılıyor, her gün birkaç
asker şehit oluyor.
Bunları kim yapıyor?
Neden ezelden beri sadece kürtler ayaklanıyor, kürtler örgüt kuruyor,
kürtler kan döküyor?..
Arabamızı kaldırımın kenarına park ettiğimizde tepemize dikilip park
paras
ı isteyen, vermezsek biz yokken arabamızı çizip kaçan değnekçiler
niye
hep kürttür?..
Kırmızı ışıklarda arabamızın camına yapışıp dilenenler niye hep
kürttür?.. Sokakta adım başi önümüze çikipabeeey nooolur bir harçlıhh
viirdiye sülük gibi yapışan, vermediğimiz takdirde küfreden 1015
ya
şindaki madde bağımlısı yaratıklar niye hep
kürttür
?..
Toplumsal bir sorun haline gelen, cinayet dahi işleyen tinercilerin etnik
kökenleri
incelendiğinde kürt oldukları meydana çikmiyor mu?..
Bunlar yüzünden insanlar sokakta rahat gezemez hale geldiler. Bu da bir
terördür
, şehirlerin göbeğindeki bireysel kürt terörüdür.
Yol ortasında yakamıza yapışıp kadın pazarlamaya çalisan pezevenkler,
genelev işletmecileri neden hep kürttür de başka bir şey değildir?..
İ
stanbul Beyoğlundaki, Ankara Maltepedeki, vsgençlerimizi
zehirleyenbaradlı batakhanelerin sahipleri, işletmecileri neden
kürttür?..
Haraççılık ve çeksenet tahsilatı ile uğraşarak kendi halindeki
insanlar
ı canından bezdiren kan emiciler niye hep kürttür?
Oto galericiliği ve emlakçılık adı altında tefecilik
yaparak
milletin varlığını sömürenler niye hep kürttür?..
Uyuşturucu pazarlayanlar neden hep bilmem hangi aşiretin
mensubu
kürtlerdir?.. Hüseyin Baybaginler, Abuzer Uğurlular,
Urfi Çetinkayalar nedir?..
Kız çocuklarinin kaçırılıp zorla fuhuşa sürüklenmesinde,
gençlerimizin uyuşturucu ile zehirlenmesinde %99 pay kürtlerin
değil midir?
Dört tane Hollandalı turistin (biri de erkek) ırzına geçip
ikisini öldüren ve bu sayede bizi tüm dünyaya rezil eden
Alanya sapığı” lakaplı Hakan Karayavuz ve Susurlukta, 11
yaşindaki Türk kızı Avşar Sıla Çaldiran‘ı iple boğduktan sonra
cesedinin ırzına geçen Recep İpek
neden
kürttür?..
Taciz ve tecavüzcülerin neden büyük çogunlugunu kürtler
oluşturuyor?
Her ikisi de uzun yıllardır aynı mesleği icra ettikleri
halde, Orhan Gencebay‘ın adının şimdiye dek hiçbir kötü olaya
kar
ışmaması, İbrahim Tatlısesin ise her türlü rezilliği
yapması, her çesit
suçu
işlemesinin sebebi birinin Türk, diğerinin kürt olmasıdır.
Bu örnekler uzayıp giderKısacası “kürt sorunu
bazılarının empoze etmeye çalistigi gibi sadece PKKdan ya da
siyasi olaylardan ibaret değildir. Türkiye genelinde her
türlü pis, rezil işi yapanların, her türlü adi suçu
i
şleyenlerin büyük bir kısmı kürtlerdir. Genelev işleten kürdü,
pavyon işleten kürdü, kumar oynatan kürdü, mafyacılık yapan
kürdü
, uyuşturucu satan kürdü, yankesicilik, hırsızlık, kapkaç
yapan
kürdü, kaldırımları parselleyen kürdü, ırza tecavüz eden
kürdü emperyalistler kışkırtmıyor, PKK ile de ilgileri yok
Taşidıkları kanın gereğini
yerine
getirerek bu suçları işliyorlar.
Biz Türkçüler, sosyal ıdan değerlendirdiğimiz kürt
meselesine bir bütün olarak bakıyoruz ve bunların topluma zarar
veren yaratıklar olduğu konusunda tüm
Türkleri
bilinçlendirmeye çalisiyoruz.


www.kurdish.com

sitesine giripDemographic Trendsbaşlıklı
tabloya
bir
göz atınız. Kürtlerin 2050 yılında Ortadoğudaki
nüfuslar
ının 87 milyon, Türkiyedeki nüfuslarının ise 57
milyon olacağı belirtiliyor.
Bunlar doğru verilerdir, yani bir sallama söz konusu
değildir, hatta az bile verilmiştir. Çünkü çapraz üreme, yani
8
çocugun diğer 8 çocukla ilerde evlenecekleri şünülüp
onların çocuklarinin da çapraz olarak üreyecekleri şünülürse
bu tablo yetersiz kalmaktadır. Ayrıca bu süre içinde
milyonlarca
Türk kürtlerle karışarak kürtleşecektir.
Türklerin nüfus artış oranı ise bugün neredeyse Avrupa ülkeleri
seviyesine inmiştir. Türk illerinde doğum kontrol uygulamasını
teşvik ederek Türklüğün kuyusunu kazan devletimizin alçak
siyasetçileri
; Güneydoguya verdiği çocuk yardımları ile
kürtlerin üremelerini teşvik etmektedir.
Üremeyip de ne yapsınlar?
Devlet Bakanı Bekir Atalaya bağlı Sosyal Yardım ve Dayanışma
Fonu
(FakFukFon) başta Muş olmak üzere nüfusun %95inin
kürtlerden oluştuğu bazı doğu illerinde çocuk başina para
kampanyası başlatmıştır. Bu durum zaten çok hızlı üreyen
kürtlerin
daha da fazla üremesi
demektir
.
Yapılan yardımların miktarları :

İ
lköğretime devam eden erkek ögrencilere ayda 20 YTL
İ
lköğretime devam eden kız ögrencilere ayda 23 YTL
Ortaö
ğretime devam eden erkek ögrencilere ayda 28 YTL
Ortaö
ğretime devam eden kız ögrencilere ayda 39 YTL
Sağlık yardımı olarak her çocuga ayda 15 YTL
Her anne adayı için gebeliğin ilk 7 ayında ayda 18 YTL
Her
anne adayı için doğumda 50 YTL

Çocuk
yardımı çok hızlı üreyen kürtlerin ağırlıklı olduğu
şehirlere değil, üreme hızı sıfır olan Türklerin yaşadığı
şehirlere yapılmalıydı.

Fakat AKP (Arap Kürt Partisi) bu şekilde uygun görmüş. Neden
acaba
?
Kürtler ne kadar çok çocuk yaparlarsa, o kadar çok para
kazanıyorlar.
10 çocuga sahip bir aile, çocuk başina ayda 15 YTLden toplam
150
YTL para alıyor. Doğum ve okul için yardımlarıda eklersek
10
çocuklu bir ailenin devletten aldığı para ayda 500 YTLyi
geçiyor.
Birkaç ay önce gazete ve televizyonlarda şahane bir haber
vard
ı.Diyarbakırda bir Kürt dişisi 8 yavrusundan sonra, 9.sunu
ikiz
olarak peydahlarken, çocuklar ölüm tehlikesine giriyor ve
Türk askeri doktorları gelip bebeleri kurtarıyor, hastanede
kuvöze
koyuyor. Bu sefer Vandan, yine süper bir haber var. 68
ya
şinda bir Kürt, 26 yaşindaki ikinci karısından 13. yavrusunu
peydahlamış. Toplam 13 çocugu 100 kadar torunu varmış, artık
ba
şka çocuk istemiyormuş, yorulmuş.Gazeteci, “bu kadar
çocu
ğa bu fakirlikle nasıl
bak
ıyorsunuz?”dediğinde, Kürdün cevabı harikaydı. “Kaymakamlık
gerekli her tür yardımı yapıyor, hiç bir sorunumuz olmuyor” !!!

Sakın kimse bunu insanlıkla, hümanizmle, devletin
vatanda
şinın hayatını koruma ilkeleri ile falan ıklamaya
kalkışmasın. Benim ülkeme göz dikmiş bir halkın, benim
vergilerimle
beslenip daha çok üremelerini sağlayıp on
milyonlarca
asalak yaratmanın hiç bir ilke ile ilgisi
yoktur
. Bu rejimin kendisinin kurucusu olan asli unsura, yani
Türklere ihanet etmek ısından devşirme Osmanlı’dan hiçbir
fark
ı kalmamıştır.
Gayet ıkça Türkler özendirilip en sıkı şekilde nüfus
planlamas
ı uygulanırken, Kürtlerden elektrik, su parası bile
alınmayıp, nüfuslarını iyice arttırıp Türkleri geçebilmelerine
çanak
tutulmaktadır.
Ülke genelinde kaçak elektrik oranlarına göz atalım.
Şanlı Urfa % 66.7
Diyarbak
ır % 62.7
Hakkari
% 62.5
Mardin
% 59.3
Van
% 58.0

Şirnak % 52.0
Batman
% 51.0
Mu
ş % 50.0
Bitlis
% 48.0
Siirt
% 48.0



Kastamonu
% 4,
Trabzon %5,4
Giresun
%3,5

i
şte kaçak elektrik tablosu. Yoruma gerek var mı?
Nihai amaçlarını gerçekleştirmek için ne cesaretleri ne
zekaları ne de kültürleri olan bu etnik cemaat, tek yolu
Tanr
ı’nın kişilere verdiği doğal içgüdüyü (üreme) bir savaş
silahı olarak kullanmakta bulmuş durumdadır.

Yakın bir gelecekte nüfusu 100 milyonki bunun en aşağı
yarısı kürt olan bir Türkiye çocuklarimizi bekliyorBayrak
ayn
ı bayrak, sınırlar bozulmamış, isim değişmemiş ama ortada
?Türk? kalmamış. Birkaç milyon kalmış elbette ama onlarda
tedirgin yaşiyorlar. Ortada Brezilya gibi, lisanı, soyu sopu
kar
ışık, ırk çorbasi bir ülke.. Ama hala Müslüman
Bizim için bir yıkım olan bu durum, ?72 millete bir göz ile
bakan? hümanistlere bir rahatsızlık vermez.

Yaşadığımız topraklarda şu an için en büyük tehlike
kürtlerdir
.
Dün bunu inkar edenlerin savunduğu fikirler, kürtlerin gerçek
yüzlerini göstermesiyle bugün bir bir intihar ediyor.

Bu cümleleri okuduğunuzda etkisi altında kaldığınız
propaganda
yüzünden yargılayıcı duygulara sahip olabilir;
kürtlere karşi katı bir tavır alma diye şünebilirsiniz.
Fakirlik, eğitimsizlik gibi onlarca sebep sıralayıp, sosyal
yalanlar
uydurup, hergün sizin veya tanıdıklarınızın payına
ği bir şekilde aldığı yanı başinızdaki kürt terörünün
varl
ığını inkar edebilirsiniz.
Bunları şünmek sizi rahatlatır.
Kürdofil medyanın enjekte ettiği bu uyuşturucu sizi olan
bitenden
uzaklaştırabilir. Ancak gerçekleri değiştiremez.

Gerçek aciz değildir.
Gerçekleri kim anlatacak? Kim gösterebilecek ezilmiş
sandığınız kürtlerin her gün yanı başinızda yaptığı ahlaksızlık
ve
saldırganlığı? Kerkükte arkasına ABDyi alınca Türkmenleri
katleden bu aşağılık topluluğun eline fırsat geçtiğinde
uygulad
ığı baskıdan kim söz edecek?

Okuldan, işten dönüp televizyonu açtığınızda tüm kanalları
kaplayan Kürt dizileri ile mi bilinçleneceksiniz; yoksa PKKya
yardım edip sonrada kasetleri Türkler tarafından kapışılan,
konserlerinde izdiham yaþanan kürt ibo, mahsun, berdan, keko,
şavata, ahmet kaya, özcan ve her gün yenisi çikan şarkıcı
bozuntuları ile mi?

Sol merkezli görüş onlara herkesten fazla sahip çikip tabanını
genişletmeye çalisirken, yıllar sonra kullanılıp bir kenara
at
ılacağının farkında değildi.
Sağ tarafta durum daha da vahimdi. ıkça bir kürt
milliyetçisi
olan Said-i Nursinin kitapları elden ele
dola
şiyor, kürtler ırkçılıklarının dozunu giderek arttırırken
inançl
ı Türkler din kardeşliği masalı ile uykuya çoktan dalmış
oluyordu. Ancak bunların içinde belki de en
ac
ı olanı, kürtler tarafından aldatılmayı halen gururuna
yedirip
itiraf edemeyen sözde milliyetçilerin (!) durumudur.
PKK ve Apoyu Ermeni, dağdaki kürtleri kandırılmış,
sokaktakileri de kardeş ilan eden
ülkücü
anlayışın Türklere verdiği zarar gelecekte tarih
kitaplar
ına konu olacaktır.

Gerçeği daha fazla inkar etmek anlamsız.
Bu son perdedir. Bir yandan ABD talimatlı kürt dizileri,
diðer yandan Avrupa tavsiyeli gelin-kaynana programları ile
giderek
daha fazla esir şehrin insanlarına benziyorsunuz.
Kürtlerin hızla neden ürediklerini ve yayıldıklarını anlatıp,
önlem almaktan bahsedenlere onlardan önce siz karşi
çi
kacaksınız. Çünkü bulanık gözleriniz mahallenizde bir eve
dolu
şup, ahlaksızca ve bilinçli bir şekilde üremeye devam eden
kürtleri
değil ancak dizidekileri
seçebilecek
.
Artık sokakta sizin ve yakınlarınızın canını yakan tinerciler
denince bunun tek sebebi olan kürtleri şünmeyeceksiniz
bile
.Eğitimsizlik,fakirlik,sosyal adalet gibi kavramların
aras
ında
bo
ğulacak; kafanızı toplayıp gerçek soruyu asla
soramayacaksınız.

PKK denince aklınıza kürtler gelmeyecek. O dış güçlerin
oyunuydu
diyecek,bitti sanacak; öldürülen binlerce teröristin
kaç
milyon akrabası ve sempatizanı olduğunu
hesaplayamayacaksınız.

İ
lköğretim çagindaki kız çocuklarina dahi askıntı olup,
fırsat bulunca her türlü kötülüğü yapanların onlar olduğunu
bilmek
istemeyecek; kürtler göç etmeden önce şehrinizin ne
kadar huzurlu olduğunu anlatmaya çalisanlari duyamayacaksınız.
söz azınlık haklarından ıldığında, Kerkükte Türkçe ders
verdi
ği için eğitim yuvalarına bile saldıran kürtlerin hakkını
onlardan çok savunduğunuzun farkında olmayacaksınız. Sosyal
e
şitsizlik denince aklınıza sadece ekranda gözünüze sokulan
Güneydo
ğu illeri gelecek. Ülkenin en yoksul beş ilinden ikisi
olan Gümüşhanenin, Kastamonunun neden suçlu üretmedigini
anlayamayacaksiniz
. Karadeniz Bölgesinde elektriği ve suyu dahi
olmayan
köyleri hiç bilmeyeceksiniz.

Toplum olarak düzenimizi, birey olarak yaşantımızı, aile
olarak huzurumuzu ve millet olarak sağlığımızı bozan kürtlerin
yaratt
ığı tehlikeyi hala inkar etmek eğer gaflet değilse,
nedir?

Kürtlerin yaptıklarını es geçip kabahati dış güçlerde
aramakta hiç gerçekçi değil. Bu topluluk tarafından icra
edilen
?Kapkaç, yankesicilik, hırsızlık, töre cinayetleri,
taciz, gasp, beğendiği kızı şehrin orta yerinde kaçırıp ırzına
geçerek evliliğe zorlama, etnik dayanışma ile gittiği tüm
yerleri
hegamonyası altına alıp kendisinden başkasına yaşam
hakk
ı tanımama, haklı haksız her mecliste sadece kendisinden
olduğu için birbirlerini destekleme, çocuk kaçırma, sapıklık,
9-10 yaşlarında çocuklarin tecavüz edilip öldürülmesi, elektrik
su
parası ödememe, vergi ödememe, sahteciliklerle asalak gibi
yaşama, turistlik kasabaları ele geçirerek hem yerli halka,
hem de turistlere zarar verme, devletin her imkanını sömürme,
trafik magandalığı, şehir magandalığı, haraç toplama,
liselerde, ilkokullarda çeteler kurup diğer ögrencileri
sindirme
, sahip olduğu feodal kültürü yaşadığı yere uydurmaya
çal
ışma, uymayanlara zarar verme, sıcak para getiren tüm iş
kollarına zor kullanarak hakim olma? gibi mevhumları hangi dış
güçler kürtlere nasıl yaptırıyor? Merak ediyorum.

Arkadaşlar, sorunkürtçülük” “bölücülükveyaterör
değildir. Sorun kürdün ta kendisidir. Teröristi, esnafı,
iş adamı, ögretmeni, manavı, dolmuşçusu, garsonu, sapığı,
eşkıyası, kapkaççısı, anarşisti…. hepsi aynıdır. Türk
milleti
için şu an aleyhte bir faaliyet göstermeyen kürtler
olabilir, ancak bunların vadesi sonsuz değildir. Kaldı ki o
sadık kürtbile sokaklarda, işyerinde veya okullarda gene
kürtlü
ğünün gereğini icra edecektir. Kürtlüğün gereğinin ne
olduğunu ise hepimiz biliyoruz.
ArtıkKürt bölücülüğü” diye bir sorun olmadığı, gerçek
sorunun
adı “kürt yayılması” olduğu halde bazıları ısrarla
bölücülükdiye yanıltıcı adlandırmalarla uğraşiyor. Bazıları
da ?dış güçlerin maşası, piyonu kafasız, zavallı, korkulmaya
de
ğer olmayan kürtler?söylemini bulmuşlar. Böylece esas büyük
suç
, Kürtlerin üstünden alınıp kim olduklarını kendilerinin
bile net tarif edemediği, gizem perdelerinin arkasındaki yüce
d
ış şman güçlere yükleniyor. Hem de Kürt tehlikesi küçümsenip
stratejik
bir politika boyutuna indirgeniyor. Oysa ki sorun
stratejik veya magazinsel sorun olmaktan daha vahimdir. Türkiye
Cumhuriyeti
devletinin kimliğini, kurucu ve asli unsur olarak
tekelinde
tutan Türk ırkının nüfus itibariyle gelecekte aynı
şekilde tekelinde tutup tutamayacağı, yani var olma , yok olma
mücadelesidir
.

Ayrıma dikkat edin. Eğer dış güçlerle Kürtlerin Türk
milletine
karşi bir ilişkisi varsa, bu ilişki maşalık değil
işbirliğidir. Ne maşası, ne kandırması? Kürtlerin çikarlari
dis
güçlerinkiyle örtüsüyorsa kandırmaya ne gerek var? Kürtler
saflar
, kandılar, komploya şüyorlar, onun için çogalip
Türkiyede çogunluk olacaklar. Vay be. Canına minnet adamın
böyle
kandırılma. Aynı mavalları Osmanlı yönetimi de 100-150
sene
önce Yunanlılar ve Ermeniler için söylüyordu. Güya
Yunanlılar yutacak ya. “Biz sizinle asırlarca kardeşçe yaşadık,
Batılılar sizi kendi çikarlari için kışkırtıyorlar, alet
ediyorlar
diye anlattılar durdular. Yunanlılar ne kadar
aptalmış ki alet oldular da aleyhimize topraklarını 3 kat
büyüttüler
, hala da büyütüyorlar. Bu devirde kimse oyuna gelip
safl
ığından başkasının maşası olmaz. Avrupalıları Tanrı sanıp
incik boncuk karşilığında birbirlerine saldıran Kızılderililer
yok
. Dünyamızda şu an olabilecek, sadece çikar ve
güç
birliğidir.
SON SÖZ : Bu belanın üstesinden gelebiliriz. Yeter ki buna
inanalım. NOT : Bu makaleyi herkese gönderin, çevrenize
okutun
..


Mayıs 13, 2008 Yazan: antitayyeap | Bazı Zat-ı Muhteremler… | | Henüz Yorum Yok

Bazı Zat-ı Muhteremler…

Değerli okuyucularım…

Uzun bir süredir sizlere yazamıyorum… Sebebini birazdan sizin de anlayacağınız gibi, bazı konuları gün ışığına kavuşturmak için çok derin araştırmalar yapmak zorunda kaldım. Bu yazının kimler için yazıldığı hiç önemli değil! Ama bu yazı muhakkak her Türk Yurttaşının okuması zorunlu bilgilerdir… Bu yüzden bu yazıyı ulaştırabileceğiz kadar çok kişiye ulaştırın!

Sitemiz kısa denebilecek bir zaman içersinde kurulmasına karşın, sizlerin büyük ilgi ve alakası sebebiyetiyle her gün ortalama bin ziyaret gerçekleştiriliyor. Bu bazen üç binin üzerine bile çıkabiliyor…

Ayrıca sizlerden aldığımız yoğun tebrik mesajlarına çok teşekkür ederiz.

Bize olan güveninizi ve desteğinizi, tabiri caizse “2. Kurtuluş Savaşı”mızı verdiğimiz şu günlerde bizlerden eksik etmiyorsunuz. Hepinize ayrı ayrı teşekkürü bir borç biliriz.

Yapılan yorumlardan birkaçına değinmek istiyorum. Mesela RTE ve ABD Gül hakkındaki yorumlar ilgimi çekiyor.

Denilen o ki bizler “Amerika’nın Kurduğu Partiyi” çekemiyormuşuz ve yaptıkları işleri kıskanıyormuşuz. Atatürk bile kendi zamanında hain ilan edilmiş, bizde bu saydığım iki kafadarı suçlayarak aynı işi yapıyormuşuz…

En çok kızdığım nokta, bunları söyleyebilen bir kişinin hangi akla hizmet Atatürk ile bu zatları kıyaslayabilir? Bizleri düşman işgalinden kurtaran büyük bir kumandanı, yaptığı devrimlerle, giriştiği işlerle karanlıkla, cahillikle savaşmaya kendisini adamış bir liderin hangi akla hizmet bu iki kişi ile aynı kefeye konabilir?

Yani bu kişiler hiç mi birkaç kitap okumaz, çevresine şöyle bir göz atma zorunluluğu duymaz?

Sizlerden çok özür dileyerek, Ulu Önder Atatürk’ün yaptıklarıyla, Bu zatı muhteremlerin yaptıkları arasındaki benzerlikleri(!) ortaya koyan bir yazı kaleme aldım… Özür diliyorum çünkü Atatürk gibi Milleti için çalışmış bir insanı, şu ucubelerle kıyaslıyorum. Sizlerden de isteğim o ki, bu bilgileri ezberleyin, adınız soyadınız gibi… Kimin kim için çalıştığı, ne yaptığı, kimin Milleti refaha götürdüğü ortaya çıksın!

Önce internette dolaşan, ve çok anlamlı bir yazı ile Atatürk’üm yaşamını anlatmak istiyorum;

“7 yaşında babasını kaybetti ve yetim kaldı. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya, oradan oraya sürüklenmeye başladı.8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı. Zamanını tarlalarda kargaları kovalamakla geçirdi.10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde,yeni okuldaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. Sinirden ve korkudan üç gün evinden çıkamadı.17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay başına bir hücrede hapis yattı.25 yaşında sürgüne gönderildi.27 yaşında kendisinin bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyei olduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken kendisi hiç önemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu.30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti.Sizlere Atatürk zamanının Ekonomi politikası ile ilgili okuduğum birkaç kitap önereyim;

30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen hastalığından Viyana’da 2 ay hasta ve yalnız halde yattı.

37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu, dağıtıldı.

38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden alındı.

38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı.

38 yaşında beş arkadaşından üçü, onun kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.

39 yaşında idam cezasına çarptırıldı.

Sonra mı ne oldu?

42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu!”

Bu yazı Mümin Sekman’ın Alfa Yayınlarından çıkan “Her Şey Seninle Başlar” adlı eserinden alındı…

Evet şöyle bir bakılacak olursa – yaptığı devrimlere, kanunlara bakılmadan dahi – Atatürk’ün gerçekten büyük bir kişilik olduğunu söylemek mümkün.

Atatürk bir komutan, bir siyasi lider olması yanında aynı zamanda bir bilim adamıdır da… Atamızın Özel Kütüphanesi’nde 3,144 cilt kitap bulunmaktadır. Bu kitapların hepsinin satırlarında Atatürk’ün çeşitli renkli kalemlerle notlar bulunmaktadır.

Ayrıca Atamız iyi derece de Fransızca, orta derecede Almanca bilmektedir. Bunların yanında Osmanlıca’yı ve Türkçe’yi saymıyorum bile..

Gençken askeri alanda çeviriler yapan Atatürk’ün kendi yazdığı bir Geometri kitabı ve Vatandaşlık ders kitabı bulunmaktadır. 2 ciltlik “Nutuk” eseri ise Kurtuluş Savaşımızın dipdiri bir destanıdır.

Atatürk Cumhuriyet dönemi iktisadi politikaları da kendisinin eseridir. Atatürk’ün karşısında olan iki ideolojiyi de iyice incelediği ve sonunda ne “Liberalizm“i ne de “Komünizm“i benimsemediği biliniyor. Bunların yerine ikisinin de Türk Milleti’ne uygulanabilecek taraflarını alarak üçüncü bir ekonomik program ortaya çıkartmıştır. Bu ekonomik modele “Kemalist Devletçilik” denir.

 

Atatürk’ün Ekonomi Politikası, Prof. Dr. M. A. Aysan, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 6. Basım, İstanbul,2000
Vatandaş İçin Medeni Bilgiler ve Kemal Atatürk’ün El Yazıları, Prof. Dr. Afet İnan, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1939
Devletçilik İlkesi ve Türkiye Cumhuriyetinin Birinci Sanayi Planı, Prof. Dr. Afet İnan, 1933, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1972
Devletçilik ve Günümüzdeki Sonuçları, Atatürk Döneminin Ekonomik ve Toplumsal Sorunları, 1923-1938, Prof. Dr. Emre Kongar, İTİA, İstanbul, 1977

Bu modelle Atatürk Cumhuriyet’i Döneminde;

  • Türkiye İş Bankası açılmış ve böylece ulusal bankacılığın ilk adımı atılmıştır.
  • Uşak’ta şeker fabrikası kurulmuştur.
  • Kayseri’de uçak fabrikası kurulmuştur.
  • Bünyan Dokuma Fabrikası açılmıştır.
  • Ereğli Bez Fabrikası açılmıştır.
  • Nazilli Bez Fabrikası açılmıştır.
  • Aşar vergisi kaldırılmış ve Türk köylüsü ağır bir yükten kurtarılmıştır.
  • Anadolu Demiryolları satın alınarak Ulusallaştırılmıştır.
  • Ulusal Ekonomi ve Araştırma Kurumu kurulmuştur.
  • Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurulmuştur.
  • Gemlik Suni İpek Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası, Kayseri İplik ve Bez Fabrikası, Eskişehir Şeker Fabrikası gibi pek çok kurum ve kuruluş oluşturulmuştur.
  • Ticaret ve Sanayi Odaları kurulmuş, daha sonra da Türkiye Ticaret ve Sanayi Odaları Kongresi toplanmıştır.
  • Bakırköy Bez fabrikası, Isparta Kükürt ve Gülyağı Fabrikası, Turhal Tütün Fabrikası açılmıştır.
  • İzmit Birinci Kağıt ve Karton Fabrikası, Karabük Demir ve Çelik Fabrikası kurulmuştur.
  • Ereğli Kömür Şirketi, Sirkeci – Edirne Demiryolu Şirketi devletçe satın alınmıştır.
  • T.C. Ziraat Bankası yeniden kurulmuştur.
  • İstatistik Umum Müdürlüğü kurulmuştur.
  • Hükümete iktisadi konularda fikir vermek amacıyla çeşitli meslek kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan Ali İktisat Meclisi kurulmuştur.
  • Birinci ve İkinci Kalkınma Planları oluşturulmuştur.
  • 1927 Yılında Teşviki Sanayi Kanunu çıkarılmıştır.
  • 1930 Yılında Sanayi Kongresi, 1931 yılında da Ziraat Kongresi toplanmıştır.

Sizlere çok daha fazla ayrıntı sunabilirim… Ama zaten yeteri kadar icraat ortaya koydum.

Peki ya Atatürk Osmanlı’dan hangi ekonomik zemini teslim almıştı?

“Demiryolları bizim değildi!
Kömür, şehir ışıkları ve suları, rıhtımlar, limanlar bizim değildi!

“Bu memleketin size ait olduğunu söylüyorsunuz. Neniz var bu topraklarda?” deseler, öz canımızı ve camilerimizi gösterebilirdik!
Değil bankamız, bankalarda çalışan Türk memuru yoktu!
İtalyan, Balkan, 1. Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı sırasında iç ve dış tahriklerle irili ufaklı 60 kadar isyan olmuştu!
Padişah, halife, vezirler ve paşalar millete ihanet etmişlerdi!
Nice edebiyatçılar, şairler halka sövmüşlerdi!..”
(”Bir gece Karanlığında idi”, Kemalizm ( Atatürk Ülküsünün Bayraklaşan Adıdır) Dergisi, Falih Rıfkı Atay, Türkiye Kemalistler Teşkilatı’nın Fikir ve Yayın Organı, Yıl:1 Sayı:3, Ekim 1962, s.5)

Durum aslında bugünkü ile aşağı yukarı aynı..
Türkiye’ye sadece geçen yıl gelen 17 milyar 817 milyon dolarlık yabancı sermayenin %39,3′ü finansal aracılık, %37’si de taşımacılık, depolama ve haberleşme sektörüne girdi.

Ülkemiz yağmalanıyor… Nasıl mı?

“Amerika’nın Kurduğu Parti” kısa adıyla “AKP” ülkemizde ki hazır kurulu fabrika ve tesislerimizi satmıştır.

Nerde mi kanıtı? Yukarıda söylediğim, 2006′da Türkiye’ye gelen 17 milyar 817 milyon doların sadece 1,8 milyar doları yeni yatırımdır!

“AKP” dönemi icraatlarının en çirkin tarafını söyleyeyim mi?

Türkiye’deki yabancı şirketlerin “%60′ı” AKP döneminde faaliyete geçti…

Ülkemizdeki bankacılık sektöründe, son olarak OYAK Bank’ın satılmasıyla, yabancı payı %50′ye tırmandı…

Ancak ya diğer ülkelerde?

Diğer ülkelerdeki bankacılık sektöründe yabancı payı
Almanya’da %5
İtalya’da %8
İspanya’da %10
Hollanda’da %11
Danimarka’da %17
Fransa’da %19
Yunanistan’da %20

Bankacılık sektörünün yanı sıra sigortacılık sektöründeki 10 büyük şirketin 7’sinde yabancılar hakim ortaklar…

Ülkemize son 5 yılda 10 Bin 527 yabancı şirket geldi.. Peki ya diğer ülkelerde durum nasıl?

Yorumu size bırakıyorum…

Ve ekliyorum; Ülkemiz borsasının %70-80 kadar payı da yabancılar elindedir

AKP 5 yıllık iktidarı boyunca;

1. TAKSAN,
2. GERKONSAN,
3. SEKA Afyon İşletmesi,
4. SEKA Balıkesir İşletmesi,
5. SEKA Çaycuma İşletmesi,
6. SEKA Kastamonu İşletmesi,
7. SEKA Aksu İşletmesi,
8. SEKA Taşucu Tersane Alanı,
9. SEKA’ya ait 4 taşınmaz,
10. TZD Sakarya İşletmesi,
11. THY USAŞ,
12. TDİ Trabzon Limanı,
13. TDİ Dikili Limanı, 14. TDİ Kuşadası Limanı,
15. Sümer Holding’e Ait Merinos Halı Fabrikası,
16. SÜMER HOLDİNG’E Ait ERYAĞ,
17. SÜMER HOLDİNG’E Ait Adıyaman İşletmesi,
18. SÜMER HOLDİNG’e ait 117 adet taşınmaz,
19. KBİ’ye ait 103 arsa, 89 lojman,
20. EBÜAŞ-MEYBUZ,
21. EBÜAŞ’a ait 54 taşınmaz,
22. TEKEL Kaya Tuz,
23. TEKEL’e ait 30 taşınmaz,
24. ESGAZ,
25. BURSAGAZ,
26. ETİ BAKIR,
27. ETİ GÜMÜŞ,
28. ETİ KROM,
29. ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş,
30. Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş,
31. KBİ Samsun İşletmesi,
32. KBİ 65 adet taşınmaz,
33. DİV-HAN A.Ş,
34. Amasya Şeker Fabrikası,
35. Kütahya Şeker Fabrikası,
36. SÜMER HOLDİNG’e ait TÜMOSAN,
37. SÜMER HOLDİNG Malatya İşletmesi,
38. SÜMER HOLDİNG Bakırköy İşletmesi,
39. SÜMER HOLDİNG Diyarbakır İşletmesi,
40. SÜMER HOLDİNG Çanakkale Deri İşletmesi,
41. SÜMER HOLDİNG’E Ait 108 Adet Taşınmaz,
42. SÜMER HOLDİNG Ortadoğu Teknopark A.Ş,
43. SEKA Karacasu İşletmesi,
44. SEKA Ankara Alım Satım Binası Müdürlüğü,
45. SEKA Ardanuç İşletmesi Varlıkları,
46. TÜGSAŞ,
47. TÜGSAŞ Gemlik Gübre San. TAŞ,
48. TÜGSAŞ-İGSAŞ HİSSELERİ % 100,
49. TÜGSAŞ Urfa Depoları arazisi,
50. TÜGSAŞ’a ait 23 taşınmaz,
51. İGSAŞ Kütahya Gübre Varlıkları ,
52. TEKEL Alkolü İçkiler San. A.Ş,
53. TEKEL’e ait 60 adet taşınmaz,
54. TEKEL İnegöl Kibrit Fabrikası T.A.Ş,
55. TEKEL Gemlik Sun.İp.Mües. T.A.Ş,
56. TEKEL Tuzluca Tuzlası,
57. TEKEL Sekili Tuzlası,
58. EBÜAŞ Samsun Soğuk Hava Deposu,
59. EBÜAŞ Manisa Kombinası,
60. EBÜAŞ Manisa Arsası,
61. EBÜAŞ’a ait 101 adet Taşınmaz,
62. TDİ ANKARA FERİBOTU,
63. TDİ Samsun Feribotu,
64. PETKİM 2adet taşınmaz,
65. TEDAŞ 1 arsa, 1 adet trafo binası,
66. TEDAŞ 1 adet taşınmaz,
67. ATAKÖY Turizm A:Ş,
68. ATAKÖY Otelcilik A:Ş,
69. ATAKÖY Marina Ve Yat İşletmesi,
70. SÜMER HOLDİNG Beykoz İşletmesi,
71. SÜMER HOLDİNG İstanbul İmar LTD.ŞTİ,
72. SÜMER HOLDİNG 2 adet Taşınmaz,
73. TDİ Karadeniz Gemisi,
74. TEKEL Kristal Tuz Rafinerisi,
75. TEKEL Kağızman Tuzlası,
76. TEKEL’e ait 49 adet taşınmaz,
77. TÜPRAŞ 2 adet taşınmaz,
78. TDİ 1 Adet Taşınmaz,
79. SEKA 5 Adet taşınmaz,
80. KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Tasfiye Edildi),
81. SSK Hastaneleri (Tasfiye Edildi),
82. SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi),
83. SEKA Kocaeli Fabrikası ve arsası

AKP’nin satmak üzere olduğu ve 2005 yılında satmak istedikleri;

1. Sümer Holding Sarıkamış İşletmesi, Sümer Holding Bergama Pamuk İpliği Fabrikası,
2. Sümer Holding Sivas Dokuma Fabrikası,
3. Sümer Holding Manisa Pam. Men. A:Ş,
4. Sümer Holding Makine Ve Teçhizat,
5. Sümer Holding 32 Adet Taşınmaz,
6. TÜGSAŞ Samsun Gübre Sanayi A.Ş,
7. Tekel 5 Adet Taşınmaz,
8. Araç Muayene İstasyonları 1. Bölge,
9. DSİ ERCİYES Sosyal Tesisi,
10. Bayındırlık Ve İskan Bakanlığı ERCİYES Sosyal Tesisi,
11. Karayolları ERCİYES Sosyal Tesisi,
12. TEKEL Sigara Fabrikaları,
13. TEKEL Sigara Fabrikalarına Ait Taşınmazlar,
14. TEKEL Puro Fabrikaları,
15. TEKEL Alkol İşletmelerine Ait Taşınmazlar,
16. Tercan Ayakkabı İşletmesi,
17. TCDD Mersin Limanı,
18. Adapazarı Şeker Fabrikası,
19. Ereğli Demir Çelik Fabrikası,
20. İskenderun Demir Çelik Fabrikası,
21. Ereğli Limanı,
22. İskenderun Limanı,
23. Yarımca Limanı,
24. Yarımca Porselen Fabrikası,
25. Romanya’daki Silisli Sac Fabrikası,
26. Divriği Demir Madeni,
27. Hekimhan Demir Madeni,
28. Kırıkkale Çelik Çekme Boru Fabrikası,
29. BORÇELİK,
30. TÜPRAŞ, (satıldı)
31. PETKİM, (satıldı)
32. TÜRK TELEKOM, (satıldı) 33. KIBRIS TÜRK HAVA YOLLARI,
34. TÜGSAŞ Toros Gübre Fabrikası,
35. TÜGSAŞ Tekirdağ, Tarsus, Fatsa Depoları,
36. Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş,.
37. OYMAPINAR BARAJI,
38. ETİ Alüminyum’a Ait Madenler,
39. Emekli Sandığı Ankara Emek İşhanı,
40. Emekli Sandığı İstanbul Hilton Oteli
41. Telsim (satıldı)
Liste uzayıp gidiyor…

Ama satılmakla bitmiyor Türkiye! “Babalar gibi satanlar” olduğu sürece bu Millet daha pek çok hain görecektir…

AKP Dönemindeki Bankalarımızın akıbeti ise şöyle;

Türk Ekonomi Bankası, Fransız BNP Paribas ile ortak oldu,
Dışbank, Fortis’e satıldı,
Denizbank, Dexia’ya satıldı,
Finansbank, Yunan Milli Bankası NBG’ye satıldı,
Garanti Bankası’nın yüzde 25,5 payı GE’ye satıldı,
Yap Kredi Bankası, Koç-UniCredito’ya satıldı,
C Bank, İsrail bankası Hapoalim’e satıldı,
Şekerbank, Kazakistan bankası Turan’a satıldı,
Tekfenbank, Yunan bankası EFG’ye satıldı MNG Bank, Lübnanlı Hariri ailesine satıldı,
Adabank, Kuveyt bankası The İnternational Investor’a satıldı,
Ordu ve Yardımlaşma Kurumu’nun Bankası Hollandalı INC’ye satıldı.
Akbank’ın %20 payı, Alternatif Bank ve Halk bankası ise sırada bekliyor…

Sadece satmak mı?

Atatürk’ün Konya’da açtığı “uçak fabrikası”nın “gazoz fabrikasına” çevrilmesi gibi pek çok işletme de önce başka sektörlere kaydırılıyor, sonra da kapatılıyor…

1985’ten bu yana satılan kurumlardan SEK Kastamonu işletmesinde alıcı, orman ürünleri üretiyor. Sümerbank, Etibank, ÇİNKUR, Köytaş Tarım makineleri Fabrikası, Bursa Soğuk Depoculuk, Ankara meşrubat Fabrikası, Niğde Meyve Suları Fabrikası, SSK tasfiye edildiler.

Güneysu, KÜMAŞ, Gümüşhane Çimento, Yarımca Porselen, Et ve Balık Kurumunun Afyon, Kars , Bayburt, Bursa, Kastamonu ve Gaziantep Kombinaları, ORÜS’ün Ayancık, Bartın, Düzce, Pazarköy, Ulupınar, Bafra, Antalya, Demirköy ve Şafşat İşletmeleri, Süt Endüstrisi Kurumunun Afyon İşletmesi, Bayburt İşletmesi, Erzincan İşletmesi, Erzurum İşletmesi, Çanakkale İşletmesi, Hafsa İşletmesi, Sinop İşletmesi, Burdur İşletmesi, Muş İşletmesi, Adilcevaz İşletmesi,Elazığ İşletmesi, Bolu İşletmesi, Kastamonu ve Giresun İşletmeleri,SEKA’nın Dalaman, Aon ve Akkş Fabrikaları, SÜMEROLDİNGİN Adana, Erzincan, şanlıurfa, Denizli, Bakırköy, Çanakkale, Beykoz Malatya İşletmeleri , TESTAŞ Aydın Tesisi, TZD Manisa Kükürt İşletmesi, TZD Sakarya Traktör Fabrikasının faaliyetlerine son verildi.

Önümüzdeki yıllarda GERKONSAN, ETİ KROM, ETİ ELEKTROMETALURJİ, SEKA Aksu İşletmesi, SEKA Kastamonu İşletmesi, SEKA Karacasu İşletmesi ve TAKSAN’ın faaliyetlerine son verecekler.

Son duyumlarımıza göre “otoyollarımız, köprülerimiz, viyadüklerimiz” de özelleştirilecekmiş…
Yüce Türk Ulusu!

Bu fabrikalar yalnızca senin benim para kazandığımız, alın teri döktüğümüz ticari işletmeler değildir.

Bu fabrikalar geleceğimizin teminatıdır!

Bu fabrikalar çocuklarımızın rahatça yaşayabilmeleri için, bizden sonraki nesillere bir “Vatan” bırakabilmemizin teminatıdır!

Bu fabrikalar senin, benim bileğimin gücüyle, alnımın teriyle kuruldu… Ama başa gelen kendini bilmezler, aymazlar, para babaları senin emeğini, ekmeğini müslümanım diye diye gavura sattı!

Özelleştirdiler sen, ben bu ülkenin insanları aç kaldı, işinden oldu:

Özelleştirmelerle, Çimento Fabrikalarından 3028, Et ve balık kurumlarından 691, ORÜS’lerin 2341 çalışanının 2080’i , Sümer Holding’in 4807 çalışanın 2153, PETLAS’ın 1102 çalışanının 631’i, POAŞ’ın 3822 çalışanının 2783’ü, TÜSTAŞ’ın 73 çalışanının 33’ü, KÖYTAŞ’IN 44 çalışanının 41’i, SEK Süt’ün 1359 çalışanının 845’i, Ordu Yağ Sanayinin 181 çalışanının 73’ü, Kardemir’in 5417 çalışanının 1498’i, ÇELBOR’un 201 çalışanının 101’i son 7 yılda işlerini kaybetmişlerdir.
Var mı bundan daha kısa anlatımı…?

Evet var!

İşte Size 5 yıllık AKP Dönemi Tablosu:

Gördüğünü gibi:
2002 yılındaki 219,3 milyar dolarlık “Toplam Ülke Borcu”, 2007 yılı Mart ayı sonunda %86 (188,7 milyar dolar) tırmanarak 408 milyar dolara çıkmıştır.
• 2002 yılında 3,164 dolar olan “Kişi Başına Toplam (Kamu + Özel) İç ve Dış Borç Yükü” AKP iktidarında %76,7 (2,427 dolar) artarak, Mart 2007 sonu itibariyle 5,591 dolara tırmandı!
• 2002 yılında “İhracatın İthalatı Karşılama Oranı” %69,9 iken, 2007 Mart sonu itibariyle %66,5’e gerilemiştir.
• Vergi Gelirlerinin GSMH içindeki payı 2002 yılında yüzde 21,7 iken, 2006 yılında %26’ya yükseltildi. Böylece Son 12 yılda %67 artan Türkiye’de dolaylı vergilerin payı da %72,3’e tırmandı. Diğer ülkelerde bu oran; ABD %17,6, Japonya%20,1, İsviçre %22,6, Belçika %24,6, Fransa %25,4, Kanada%26,3, İsveç %26,4, Almanya %29,2, Hollanda %30,8’dur.
• 2005 itibariyle ülkemizin en zengin 3,7 milyon insanı, en fakir 3,7 milyon insanından en az 23,6 kat daha zengin.
• Bugün 20 milyon yurttaşımız Yoksulluk Sınırının altında yaşamaya çalışıyor, 1 milyon insanımız da Açlık Sınırında yok olmamama mücadelesi veriyor.
• Ülkemiz tarım sektöründe 2002 yılında %6,9 oranında büyüdü, ama AKP’nin 5 yıllık ortalama büyüme oranı %1,4.

Yeter mi?

Yetmez!
2001-2002 yılları arasında okullaşma oranı %99,4 iken 2005-2006 yılında bu oran %95,4’e geriledi.
• Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili 14 kanun, 87 yönetmelik, ve yönetmelik değişikliği ve yönerge değişikliği yapılarak 605 imamın kurumlar arası nakil yoluyla Milli Eğitim Bakanlığı’na geçişi sağlandı…
• 2001’de şüpheli çocuk sayısı 43,808 idi. 2004’de bu sayı 51,900’e çıktı.

Siz bana RTE’nin ve ABD Gül’ün icraatlarını kıskandığımı söylüyorsunuz… Çekemiyormuşum!

Utanın bari de biraz sesiniz kısılsın…

Türk Halkı’nın parasını çaldınız!
Türk Halkı’nın dinini çaldınız!
Türk Halkı’nın emeğini çaldınız!
Türk Halkı’nın umutlarını çaldınız!
Türk Halkı’nın geleceğini çaldınız!
Türk Halkı’nın yarınını çaldınız!

Utanın bari de biraz sesiniz kısılsın…

Ben bu zat-ı muhteremleri bi özetliyim,

Avrupa Birliği’ne giremeyeceğimizi bas bas bağıranlar vardı Meclis kürsüsünde… Aynı zat-ı muhterem şimdi AB’nin kapısında yatar oldu…

Bazı zat-ı muhteremlerin eşleri Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Dava etti!

Bazı zat-ı muhteremler de, kişisel giderlerini devlet’e ödetmekle hakkında fezleke düzenlendi, sonra “bu ülkeye baş olmak istiyorum” dedi…

Gelip bu ülkenin çiftçisine, işçisine, öğretmenine, doktoruna, mühendisine, emekçisine çattınız, artistlik yaptınız, ama nedense kanı bozuk bir it, Türkiye’ye kafa tutarken sizler kuyruğunu kıstırmış kediler gibi kaçarak, şekeri elinden alınmış bir çocuk gibi zırlayarak Amerikalı ablalarınıza, ağabeylerinize şikayet ettiniz!!!

Türk evladı bu ülke için şehit olmuş yatarken, bazı zat-ı muhteremler “yan gelip yatma” dedi… Ama aynı zat-ı muhterem askerliği için üye olduğu partisinin büyüklerine yalvararak torpil istedi: kantinci oldu! Çocuğuna da çürük raporu aldı ve askere göndermedi!

“Şehitlik en kutsal mertebedir!” Bunu bari ağzınıza dolamayın dedik; bazı zat-ı muhteremler Şehitlerimize “kelle”, Terörist başına “sayın” dedi!

Her gün cami avlusunda “din elden gidiyor!”, “Müslüman isen bize oy ver! Kafir düzeni yıkacağız! Bize oy verirsen cennete gidersin” dediniz; şimdi aynı cami avlusuna bazı zat-ı muhteremler arka kapıdan giriyor!

Vatana şehit vermiş analar, babalar, oğullarının cenaze de bazı zat-ı muhteremlerin ellerini sıkmadı ama aynı eller, Amerika’da Yahudilerden ödül alırken birer vantuz gibiydi…

Atatürk’ün mücadele ettiği kişileri yenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açtı; bazı zat-ı muhteremler o meclisi “Atatürk’e saldıran hainlerin” torunlarıyla doldurdu, onları danışman yaptı…

Şimdi ise siz bana kalkmış RTE ve ABD Gül beyin “Türk’ün Atası Atatürk” ile eş değer olduğunu söylüyorsunuz…

Buna ben bir tarafımla güler, sonra da acı acı ağlarım…

Yahu siz hangi liderden bahsediyorsunuz?

Sloganınız “Ne Tandoğan, Ne Çağlayan, İnadına Erdoğan!”

Yazık ettiniz beyler…

Bu vatana yazık ettiniz…

Mayıs 9, 2008 Yazan: antitayyeap | Bazı Zat-ı Muhteremler… | | Henüz Yorum Yok

MEVZU BAHİS VATANSA GERİSİ TEFERUATTIR!!!

General Pershing’in kurmay başkanı olan General Harburg Sivas!ta Mustafa Kemal ile görüşürken der ki:

-Türk Tarihi’ni okudum. Milletiniz büyük kumandanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan millet elbet bir medeniyet sahibi olmalıdır. Taktir ederim. Ama bu günkü duruma bakalım. Başta Almanya,müttefiklerinizle dört yıl harp ettiniz, yenildiniz. Dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi,bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünüyorsunuz?
Mustafa Kemal genarale:

-”Teşekkür ederim” der. “Tarihimizi okumuş bizi öğrenmişsiniz. Fakat şunu bilmenizi isterim ki biz emperyalistlerin pencesine düşenbir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahküm olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz.”

General ve arkadaşları sessizce ayağa kalkarlar:

-Biz de olsak böyle yapardık. derler… (F.Rıfkı Atay, Çankaya)

O halde biz de emperyalistlerin pencesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahküm olmaktansa, babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyor muyuz?

Ak Parti denen illetten kurtulmak için yelkenleri indirdik mi yoksa kanımızın son damlasına kadar savaşacak mıyız?

Bazı arkadaşların yoksulluk içinde bu büyük dâvanın başarılamayacağını zannederek, memleketlerine dönmek arzusunda olduklarını duydum. Arkadaşlar! Ben sizleri bu millî dâvaya silâh zoruyla davet etmedim, görüyorsunuz ki sizi burada tutmak için de silâhım yoktur. Dilediğiniz gibi memleketlerinize dönebilirsiniz. Fakat şunu biliniz ki, bütün arkadaşlarım beni yalnız bırakıp gitseler, ben bu Meclis-i Âli’de tek başıma kalsam da, mücadeleye ahdettim. Düşman adım adım her tarafı işgal ederek Ankara’ya kadar gelecek olursa, ben bir elime silâhımı, bir elime de Türk bayrağını alıp Elma Dağı’na çıkacağım. Burada tek başıma son kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra da bu mukaddes bayrağı göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak kanımı sindire sindire emerken, ben de milletim uğruna hayata veda edeceğim. Huzurunuzda buna and içiyorum.” (Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1920-Birinci Büyük Millet Meclisi’nin gizli celsesinde)

MEVZU BAHİS VATANSA GERİSİ TEFERUATTIR!!!

Mayıs 9, 2008 Yazan: antitayyeap | Bazı Zat-ı Muhteremler… | | Henüz Yorum Yok

Yüksek Ahlak sahibi Şeriatçılarımız…

Yüksek bir manevi içtenliğe, yüksek bir ahlaka sahiptir bizim dinci, şeriatçı yazarlarımızın, insanlarımızın…

Kadına asla bir mal olarak, bir eşya olarak bakmazlar… Hele hele bayanlarımızı asla bir doğum makinesi olarak görmezler…

Hele ki sadece kişisel zevkleri için bir araç olarak hiç görmezler…

Öyle ya.. Biz cumhuriyet kadınlarımızın haklarını savunurken, onlara çağdaş eğitim vermeye çırpınırken onlar buna karşı çıkarlar… Gencecik kızlarımızın kıçını başını açarmış medeni eğitim… Bale okulları bilmem ne yetiştiriyormuş…

Ahlak misyonerlerimiz her türlü çağdaş olayın karşısındalar!!

Tecavüz haberi oldu mu hemen etiket yapıştılır:

“Bunlar dinsiz!! Allahsız!! Ahlaktan yoksun it köpek!! Bunlar müslüman olamaz!! Dinimizde kadına çok büyük bir değer verilmiştir. Gerçek bir müslüman bunları asla yapmaz…” 

Eee yapmaz tabi… İşine gelince Türkiye’nin %99′u müslüman şeriat gelmeli…

İşine gelince ülke de bu kadar hırsızlık, soygun, talan, yağma, fuhuş varken bunları yapan hep o %1 azınlık…

Bu nasıl iştir??

Bence ortada şeriatçı diye gezinen, hacı hoca takılan kişilerin hayatlarına bir göz atalım…

Cinayet mi aradınız?

Tecavüz mü?

Çok eşlilik mi aradınız?

Kadına dayak mı aradınız?

Örnek verelim Hüseyin Üzmez tek değil…

Fehmi Koru’nun kayınpederi Süleyman Karagülle. Süleyman Karagülle 1928 doğumlu.Geçen yıl Kırgizistan’da 18 yaşında bir genç kızla evlendi.Yani kendisinden tam 60 yaş küçük bir kadınla.

Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez. Hüseyin Üzmez 1931 doğumlu yani 75 yaşında. 2003 yılında, 72 yaşındayken 22 yaşındaki Ayşe Yılmaz ile evlendi..  Süleyman Karagülle’nin eşi ile yaş farkı 60 iken, Hüseyin Üzmez’in eşi ile arasındaki yaş farkı 50.

Haydar Baş‘a da bir göz atalım… Dr. Haydar Baş’ın tam 18 çocuğu var!! Konu yargıda.. Çünkü 18 çocuğun hepsi Haydar beyin 50 yaşını aşmış bir bayandan olma ihtimali biraz az. İşte bu konu mahkemede. Mahkeme sonucunu da buradan duyururuz…

 

 

 

Yok yahu bunların hepsi uydurma!!!

Sayacak daha pek çok insan var ya aslında…

Ne de olsa bunlar 5 vakit namaz kılar…

İmanı itikatı yerinde insanlardır…

Ne diyelim…

Hayran kaldık bu maneviyata, ruhani hayata, şeriat düşüncesine…

Mayıs 9, 2008 Yazan: antitayyeap | Bazı Zat-ı Muhteremler… | | Henüz Yorum Yok