Benim adım Eyup K****. Ben Turkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşıyım. 27 ocak 1978′ de İstanbul’da doğdum. Fethullah Gülen Cemaati ile kez 1990 yılında, 12 yaşımda iken tanıştım. O yıllarda ben bir devlet lisesinde okuyordum…
Bu cemaat sizin de öğrenebileceğiniz gibi dünyadaki en güçlü cemaattir. Onlar (yani cemaat mensuplari) her yerdeler, ordu’da, 20% polisin içinde, valiler ve yerel yoneticilerin arasındalar (76 il valisi içinden 30′u, devlet yonetimi mevkilerinde, binlerce cemaat mensubu ve sempatizani,yüzlerce yerel belediye başkanıve yonetimi). Her politik partinin, ekonomik, sosyal ve medya kuruluşlarınınn ve sivil toplum örgütlerinin içinde mevcutlar.
En önemli ise bu tür kuruluşları kendileri kurabiliyor ve yonetebiliyorlar. Fethullah Gulen Cemaati’nin dini plandaki amaci; butun dini cemaatleri, legal ve hatta illegal yapilanmalari hatta tarikatlari, onlarin ”kaynak sakirtler” dedikleri cemaat mensublari kanali ile bir cati altinda toplamak yani kontrol edebilmek (1997 FKM-Istanbul Konferansi”Bütün cemaatleri bize tabi ettireceğiz. Etmeyeni de yumruğumuzla ettiririz”)…
Tabi ki bu sadece isin çok ufak kısmı. Fethullah Gülen Cemaati’nin dünya’nın her tarafinda okullari var. Asagi-yukari her ulkede, basta eski sovyet cumhuriyetleri olmak uzere, kesinlikle bir kompleksleri var. Universite, lise, degisik okullar, dil, surucu,rehberlik, bilgisayar okullari gibi. Tabi ki cemaatin ticari mensuplari da bu ulkelerdeler(sadece yurt disinda 300 okul). 8 Aralik 1998 tarihinde ABD anlayisi kapitalizmin ve bizatihi ABD’nin destekledikleri ve desteklemedikleri konusunda bizler icin bir mihenk tasi olan(ABD bu anlayisi bizzat kendisi oturtmustur) Radio Liberty’ de Fethullah Gulen ve O’nun okullari hakkinda yayinlanan ve cemaatin yayin organlarindan biri olan Zaman gazetesinde ertesi gun bildirilen program soyledir;”Soguk savas doneminde Bati’nin komunist bloktaki halklar icin faaliyete gecirdigi ozgurluk radyosu, Hocaefendi ve ozel okullari konu edindi: Radyonun dun aksamki yayininda, halkin destegi ile dunyanin bir ulkesinde ozel okullar actiran Hocaefendi’nin dunya barisinin temini icin onemli bir altyapi hazirladigi belirtildi. Okullarin acilmasiyla Turkiye’nin sempatisinin arttigi vurgulanirken, Rus ogrenci ve velilerin ailevi ve sosyal hayatlarinda meydana gelen degisiklikler dile getirildi. Renk, din, dil, irk ayrimi yapilmadan 52 ulkede cok sayida okulun kuruldugunu haber veren Radio Liberty program sunuculari, yakin bir zamanda bu okullarla ilgili genis kapsamli bir program yaparak dinleyicilerine sunacaklarini bildirdiler…”
“Fethullah Gulen ilk kez resmi olarak, basina da haber verilerek 1995 yilinda zamanin basbakani Tansu Ciller ile gorustu. Elbete ki Hocaefendi o zamana kadar hic bir resmi sahsiyetle gorusmedi mi? Elbete ki gorustu. Cumhurbaskanlari ile, basbakanlarla, bakanlarla. Ama butun bunlar bir gizlilik icinde olmustu. Hatta Turgut Ozal’dan sifirlari yazilmamis cekler bile aldi Hocaefendi. Bu isler Ekrem Pakdemirli araciligiyla yapilmistir. Hatta Ekrem Pakdemirli’nin 1995 lerde kucuk oglu cemaatin icinde idi. ”Ciller’in cevabi buna merkez sagci politikalarina geri donmek, organize olmus islami gruplarla koalisyon kurmak,en onemli islami cemaat’in ruhani lideri olan Fethullah Gulen ile bulusmasini resmi olarak aciklamak, Fethullahcilarla” (Turkey:Islam and the crisis of Kemalizm., Athens., 1997., sayfa 97).
Fethullah Gulen 1997 yilinda Ortodoks Patrigi Bartholomeos ile ve hemen ardindan 1998′de Roma Katolik Kilisesi Papasi II. Jean Paul ile gorustu. Hocaefendi once Papa’ya bir mektup yazdi ve ”Papalik misyonuna KATILMAK istedigini beyan etti”. Mektubun iletilmesi ve gorusmenin saglanmasi Vatikan’in (Holy See) Turkiye temsilcisi Monsenyor George Morovitz tarafindan saglandi. Her iki bulusma da ”Dinlerarasi Dialog” adi altinda yapildi(Tabi ki Fethullah Gulen’in anladigi manada). Ifade etmek istedigim; Fethullah Gulen’in ve cemaati’nin spesifik bir dialog ve hosgoru anlayislari vardir. Herkesden sozum ona hosgoru isterler (oturdugunuz ev de buna dahildir), ama onlar kimseye sabredemezler.Dunya’nin merkezinin kendileri oldugunu zannederler. Fethullah Gulen hakkinda en ufak bir yaziya bile sabredemez. O yazari haddini bildirmek icin ne lazim ise yaptirir. 17 Mayis 2001′de Fethullah Gulen’in 2 no’lu Ankara DGM sindeki davasina devam edilecek. Davanin gecen celsesinde Fethullah Gulen’in avukatlari Vatikan’in temsilcisi George Morovitz’ i sahit olarak gosterdiler. Yani benim gibi kendini aciz ve bir hic sayan muslumani bile samimiyetle soyluyorum cok uzdu. Bir muslumanin sahidi Papa’nin temsilcisi!!! Cok yazik!!! Vatikan bu gune kadar hangi muslumana ve devlete yardim etmis de Hocaefendi’ye edecekmis? Sunun bilinmesini isterim ”uc kurusa bes kofte olmaz”. Sayin Bartholomeos ise, bilgilerime gore ayni teklifi almis, yani sahit olmasi i cin Fethullah Gulen’e. Fakat reddetmis.
Bravo!!! Sayin Patrik gercekten tahmin ettigim gibi bir insanmis. Ne diyeyim? Musadenizle tekrar anlatimima donmek istiyorum. Fethullah Gulen Cemaati ilk once beni Cin’e gondermek istedi. Fakat istisarelerin sonunda Tacikistan karar kildilar. En sonun da ise beni ”Kizil Rusya’ nin merkezi” dedikleri Urallar’ a, Baskortostan Ozerk Cunhuriyeti’ne gonderdiler. Bu cumhuriyet Rusya Federasyonu bunyesinde bir cumhuriyetti. Gidis vizem ”ogretmen” diye gosterilerek alinmisti. 1992de ise ogrenim hakkim elimden alinarak, ana-avrat kufurler yigerek, pasaportuma el konularak, Turkiye’ye gonderildim. Dayaklar yedim. Hatta Turkiye’nin orada rezil olmasini bile hice saydilar. Izmir’den Fethullah Gulen’in gonderdigi mufettisi bile oradaki Usame Ekiz, Harun Dogan ve O’nun buyuk yardimcilari, ikna etmisler, ogrencilere Kayseri esnafindan gelen paralarin verildigini soylemislerdi. Altlarina Jipler aliyorlardi. Bir cirkef duzen kurulmustu. Turkiye’den cok farkliydilar. Ve en sonunda beni 1997 de buraya zorla gonderdiler. Kayseri esnaf abileri bile aldatiliyorlardi ama bu az bucuk vicdan sahibi sakirdin kabul edemeyecegi birseydi…
Kendi kendime sorardim bazen; eger bugun hizmet adina uyusturucu satacagiz deseler kabul edilir mi? 8-9 Nisan 1997 tarihinde benim hakkimda ve Fethullah Gulen cemaati hakkinda Cumhuriyet gazetesinde kose yazilari cikti. Son dort senedir, yani bu cemaatle mucadeleye basladigimdan beri aileme ve sahsima devamli mahiyette olum tehditleri geliyor. Telefonumuz dinleniyor ve heryerde takip ediliyorum. Eger bu cemaatin ic yuzunu anlatmak, Fethullah Gulen’in Kendini Vatikana savunduracagini ogrenince ”bir musluman ve Turk olarak cok ama cok uzuldugumu soylemek” suc ise, evet ben sucu yapiyorum. Cunku Vatikan’in ne manaya geldigini biliyorum. Vatikan’a DALKAVUKLUK yaparak nicelerinin ulkeleri yonettiklerini goruyorum. Ama inanin herseye ragmen Turkiye’de yanlis anlasilmaktan endise ediyorum…
6 Kasim 1998 tarihinde Kanal 6 televizyonundaki ”Ceviz Kabugu”programina konuk oldum. Elimden geldigince, acizane orada Fethullah Gulen, cemaati ve uluslararasi baglantilarindan konusmaya calistim(Bugun de aynini tekrarliyorum: Fethullah Gulen Cemaati’nin tum dunyadaki baglantilari ortaya cikarilmadan mucadele edilemez. Hele hele madalyonun diger yuzunu gormeden ‘Dinlerarasi Dialog’ sozune inanarak onlari sevivermek imkansizdir. Bu ayni zamanda dinin ruhuna da cidden terstir. Dialog dialogtur ama Papa’nin misyonunun parcasi olmak icin can atmak ayridir.) Elimde 4 saat gibi az bir sure vardi ve yetersizdi. Ama afaki konusmadim.
HELE HELE YALAN HIC SOYLEMEDIM. NE KONUSUYORSAM BUNU ISPATLARIM. HEM ALLAH’IN HUZURUNDA HEM DE KULUN.
Ayrıca Sayın Hulki Cevizoğlu’nun arabasına bomba konulmuştu program öncesi. Zamanın İstanbul Valisi Kutlu Aktaş ise Fethullah Gulen adinin bu bomba isine karistirilmamasi gerektigini dusunuyordu. Neden? Cunku; Fethullah Gulen bir tarikat seyhi degildi. Kartlarini hep gizliyordu ama yedekte kart saklaniyordu Vatikanda O’nun adina. Programin yayinlanacagi gunun sabahindan baslayan bir sansur girisimi yapildi ‘Ceviz Kabuguna’. Turkiye’nin en etkili ve yetkililerinden isimler devreye girdiler. En sonunda ise Fethullah Gulen careyi bizzat Hulki Cevizogluna telefonu kendisi etmekte buldu.Ama bundan da bir netice alamadi.
Tam tersine Sayin Cevizoglu daha cesur bir sekilde programini yayinladi. Gel gor ki, daha sonra calistigi kanalindan ayrilmak zorunda kaldi. 1999 yilinda Sayin Cevizoglu ”Nurculuk” adi altinda yayinladigi kitabinin 197-335. sayfalarinda benim konuk oldugum programa yer verdi. Bu kitabin yayinlanmasindan sonra cemaat tarafindan gelen tehditler birden bire artti.
Bu tehditler neticesinde annem 1999′da ”STAR TV” nin aksam haberlerine konuk oldu. O geceki Cevizkabugu programi ve yayin oncesi-sonrasi olan olaylar hakkinda Yunanistan’in en onemli ve ciddi ekonomik-politik dergisi olan ”Oikonomikos Tahidromos” un 1999 yili ekim sayisinda yayinlandi. Su an benim annem olan Arife K****, Fethullah Gulen’in avukati olan Orhan Erdemli tarafindan mahkemeye verilmistir ve maalesef yargilanmaktadir. Annemin mahkeme de yaptigi, kendine hakim olamayarak ”fevri” bir haraket yapmistir. Mahkemesi son iki senedir devam etmektedir. Gorulen o ki daha da devam edecektir.Bu cemaatin ”hedefteki olana aman vermeden nefes aldirmama ve mumkun olan her enstrumani kullanarak baski altinda tutma taktigidir”. Zira bu davayi Sayin Orhan Erdemli muvekkili olan Fethullah Gulen’in vekaleti ile ve onun adina acmistir. Cemaatin dedigi gibi bu dava Fethullah Gulen’in siradan bir sahis aleyhine actigi ilk davadir. 1999 yilindaki Buyuk Marmara Depremi’nin oldugu gece herkes gibi evimizden sokaga ciktigimiz esnada plakasini alamadigim bir otomobil beni ezmek istedi. Bu gorgu sahitlerinin de beyanlari ile sabittir. Bu olaydan kisa bir sure sonra MIT tarafindan ve Polis tarafindan yapilan tehditler hergecen gun cogalarak artti. Annem Istanbul Gayrettepe’deki Polis’in Politik Suclar Arastirma Merkezine goturulmek istendi.
2000 yilinda, bugunde oturdugumuz apartmanimizdaki ust katimiza yeni bir komsumuz tasinmisti. Bu komsumuzun sozum ona karisi Kazakistan kokenli bir bayandi. Sokagimizdaki komsularin ifadeleri ile sabittir ki; Turkiye dogma buyume olan bu sahis asker kacagidir, Fatih Iskenderpasa Ilkogretim Okulu’nun o zamanki Fethullah Gulen hayrani mudurunun bilgisi dahilinde okul onunde ogrencilere uyusturucu satmaktadir, karisinin arkadaslarini ”Natasa” olarak pazarlamaktadir.
Evet, bu sahis butun bu olayalar esnasinda ust katimizda oturdugu icin komsu kiliginda huzursuzluk yapmaya baslamistir. Aylarca bu devam etmistir. Onlarca kez bu durum ”Ulkemizin Asayis ve Emniyetinin Bekcileri” olan Ahmediye Polis Karakolu’na bildirilmis olmasina karsin birkez dahi olay mahalline gelmemislerdir. O dairede ”Uyusturucu pazarlanmis, Natasalar satilmis, keyfi olarak ailem rahatsiz edilmis fakat buna Polisimizin ve o sirada annemin pesindeki takipcisi olan Sayin MIT Ajani Atilla Beyimizin (ismi mahfuzdur) ILGI VE ALAKASINI cekmemistir”. Tam tersine onlarda tehdit etme yolunu secmislerdir. Bir gun ust katimizdaki bu malum sahis (komsumuz) evimizin kapisini calmis ve anneme ‘’seni de oglunu da Hocam adina oldurecegim” diyerek bagirmistir.
Bu sirada cok ozur di leyerek soyluyorum, banyo yapmakta olan babam disari cikmis ve bu komsumuzu apartmandan cikarip sokagimizin sonuna kadar doner bicagi ile kovalamistir. Ve her nedense BU OLAYA DA POLIS TESRIF ETMEMISTIR. Simdi soruyorum o dengesiz, satilmis, kadin satarak ve cocuklara uyusturucu satarak gecinen o adami gonderen o assalik ve haysiyetini Fethullah Gulen gibi bir insana vermeyi yegleyen insanlara; Eger babam bu olay sonrasi hapse atilsaydi memnun olacaklarmiydi?
Butun bunlar bu cemaatin insanlik ve dava anlayisinda seviyesinin ne kadar dustugunu gostermektedir. Oyle sempatiyle kendilerine bakanlara lanse edildigi gibi degillerdir. Sizlerinde anladiginiz gibi maalesef ve maalesef devletin bazi kurum ve kisileri bana ve aileme karsilar. Bunu BIZIM HAKLARIMIZI SAVUNMAYARAK gosteriyorlar. MIT, Polis, Emniyet Genel Mudurlugu, Istanbul Valiligi telefonlarimizin dinlendigini, tehdit ve takip edildigimizi, Fatih Cumhuriyet Savcisi Basri Aydin devamli suretle tarafindan tehdit ve agir hakarete maruz kalindigini, kendini anneme ve apartmanimizdaki diger komsularimiza Polis diye tanitan, Icisleri kayitlarinda hakkinda polis olduguna dair kayda rastlanmayan Ozkan Ozel adli surekli SSRI, Antiepileptik, tefer, sulpir kullanan, posttravmatik stress bozuklugu olan sahsin annemi surekli tehdit ettigi, bu sahsin ifadesine basvuran ”Devletimizin Savunucusu Savci Basri Aydin” bu adi gecen hasta sahsin ”bu kadin akil hastasi, butun aile bunlar akil hastasi” demesiyle annemin tehdit aldigi gerekcesi ile vermis oldugu savcilik dilekcesini hukumsuz kilmistir.
Su an burada sayamacagim bir suru hadise cerey an etmis ve su anda zaman zaman cereyan etmektedir. Evet butun bunlar gerekli yerlere bildirilmesine karsin hicbirsey yapilmamaktadir. Anlasildigi uzre bazi kurum, kurulus ve sahislar benim ve ailemin haklarini korumuyor degil, bu haklarin korunmasina mania cikariyorlar ve bunu ‘muridane bir anlayis icinde yapiyorlar’. Hatta bana karsilar. Size bununla alakali bir pasaj tercume etmek isterim…
”Hatta sekularizm anlayisinda inatci olarak bilinen Mr. Ecevit dahi, Turkiye’nin en guclu ruhani ve tarikat liderlerinden biri olan Fethullah Gulen’in DGM’deki yargisinin baslamasina olan hosnutusuzlugunu saklayamadi. Mr Gulen hakkinda tutuklanma karari ciktigi vakitte kendisi ABD’ye tibbi tadaviye gitti. Bunun ardindan Mr Ecevit ‘ bu konuda cok uzgunum, umarim Sayin Gulen bu surecten temizlenerek cikar ‘ dedi ”. Evet bu pasaj Eylul 2000′de The Economist de ‘Uppity soldiers (Kustah Askerler)’ basligi altinda yayinlanan bir yazidan alintidir. Buradan Sayin Ecevit’in ”BAGIMSIZ YARGIYA OLAN NOTR POZISYONUNU KORUMA CABASINI” ibretle izliyoruz.
Herkesin de hatirlayacagi gibi 1999 yilinda Kultur Eski Bakani Prof. Ahmet Taner Kislali menfur bir saldirida hayatini kaybetmistir. Ilk bakildiginda ‘basit bir orgut isi’ gibi gorunmesine ragmen ‘tam bir profesyonel saldiridir’. Olaya basitlik havasi verilmesi sadece bir kamuflajdir. Sayin Kislali’nin son yazisi Fethullah Gulen hakkinda olmustur.
Bu Ne Tesaduftur, Ne Istir? 1999 yili kasim ayinda, Ankara Emniyet Muduru’nun Fethullah Gulen ve Cemaati hakkinda hazirladigi raporda sahsim hakkinda da ciddi atiflar mevcuttur. Bu rapor ulkemizin butun gazetelerinde yayinlanmistir. Yine ayni yil cemaatin yayin evlerinden biri olan Timas Yayincilik tarafindan basilan Maskeli Balon adli Ferhat Baris tarafindan yazilan kitapta ben ve eski arkadasim Nurettin Ozturk’un kasa soydugumuz yazmaktadir.
Cemaatten kopmalari durdurmak ve kinlerini kusmak icin boyle SEREFSIZCE, ASAGILIKCA bir yola tenezzul etmislerdir. Mert insanlara Mertlik yakisir, Haysiyetsizler de kendi seviyelerini gosterirler. Allah ta ve Baskortostan’daki butun arkadaslar da sahittir ki BOYLE BIR SEREFSIZLIK YAPILMAMISTIR. Benim babam iscidir ve seyyarlik yapar. Ben ise ilkokul ikinci siniftan beri bugunume hem okuyarak hem calisarak geldim. YEDIGIM TEK BIR KURUSTA HARAM YOKTUR. Bunun hesabini da hem bu dunyada hem de Allah’in huzurunda vermeye hazirim.
Hatta kendini diger cemaatlere yumusak kisiligi ile gosteren Hekimoglu Ismail bile boyle bir seye alet olmasi gercekten uzucudur. Ama ‘’sah damarimizdan daha yakin O Allah” herseyi bilmektedir. Hem eger ki boyle birsey varidiyse, neden DGM huzurunda bu ifade edilmedi? Yoksa delil isteneceginden mi korkuldu? Eger gercekten boyle bir sey olsaydi cemaat beni gazetelerinde ve televizyonlarinda rezil etmezlermiydi?
Ayrica adi gecen benim eski arkadasim Nurettin Ozturk tekrar cemaat tarafindan satin alinmis ve Amerika da, Minneapolis’te universite okumaya gonderilmistir. Ferhat Baris denen yazara gelince; boyle bir sahis benim tahminime gore yoktur. Bu sadece bir basit kamuflajdir. Bu isim adi altinda bir sahis degil belki bir komisyon mevcuttur. Bugunde ev telefonumuz dinlenmektedir, ve tahmin ettiginiz gibi kim tarafindan oldugu bulunamamaktadir.
Subat 2000′de Bakirkoy Merkezi Yayindaki Belediye Otobus Duraginda, annemin uzerine maskeli uc kisi bicaklarla saldirmistir. Olay aksam yedi siralarinda olmustur. Otobus duragina yuz metre mesafedeki Bakirkoy Merkez Polis Karakolu yetkilileri olayi gormusler ama bina icerisine girmisler, gormemezlikten gelmislerdir. Annemin yardimina cevredeki halk yetismistir.
Annemin ”YASASIN VATIKAN DOSTU FETHULLAH GULEN”,demesi uzerine cevresindekiler tarafindan evine kadar birakilmistir. Buyuk bir ihtimalle adi gecen polis karakolunda bu olayin zabti mevcuttur. Maalesef Istanbul Valisi Sayin Erol Cakir’da bu ise girmek icin can atmisa benzemektedir. Onbes yasinda olan kardesimin ayda on milyon olarak aldigi bursunu kesmis, hatta biriken yedi aylik bursunu da vermemistir. Annemin kendisiyle konusmaya gitmesi sirasinda, kendisinin Kalem Mudurunun ‘bu kadin Eyup K****’in annesi’ demesi uzerine Vali BEYIMIZ susmustur. ELBETTE KI BU TABLOLAR COK IBRET VERICI TABLOLARDIR.
Sahsim tarafindan acizane yazilmis olan bir kitap mevcuttur. Bu kitap 1990-1997 yillari arasi cemaatteki olaylari, ayrica gunumuze kadar Fethullah Gulen’in ve Cemaati’nin yapilanmasindan, hiyerarsisine, yurt disi baglantilari ve faaliyetlerinden, strateji ve taktiklerine kadar genis bir kapsamdadir. Maalesef bu kitabi da basacak hic bir ilgili bulamamanin uzuntusunu yasamaktayim. Umarim bu degisir.
Yukarida da ifade ettigimiz gibi su an Fethullah Gulen Ankara 2′Nolu DGM de yargilanmaktadir. Sahsim ve annem bu davaya mudahil olarak kabul edilmis bulunuyoruz. Bu konuda Sayin avukatimiza minnettariz. Zira dort senedir hic bir avukat bizim yanimizda olmadi, davamizi almadi, korkutuldu veya sindirildi (bu avukatlar icerisinde ulkemizin alti buyuk partisi arsina gelen bir partinin de davalarina giren bir isim mevcuttur)
Bu mahkeme ve benim hakkimdaki cok detayli da olmasa bilgileri 28, 29,30 Ocak 2001 tarihli gazetelerde bulabilirsiniz. Fethullah Gulen’in avukatlari 16 Ekim 2001 de yapilan makeme celsesinde Fethullah Gulen’in Amerika Birlesik Devletlerindeki adresini su sekilde basina vermislerdir:
”C/O Jacob Ddive Perrineville, New Jersey 03835 USA”. Fakat benim sahsi istihbaratima gore bu adreste Fethullah Gulen degil, O’nun, orada ailesi ile yasayan bir talebesi oturmaktadir. Su an Fethullah Gulen avukatlarinin beyan ettigine gore; tibbi tedavi icin Pensylvania – Amerika’daki Mayo Klinik’dedir. Fethullah Gulen Amerika’ta ucmak icin gereken davetiyeyi Mayo Klinikten tedarik etmistir. Yine sahsi istihbaratima gore Fethullah Gulen Amerika’da yakinda Televizyon Kanali acacak. Zaten su siralar New York Times gibi gazetelere roportaj vererek bu alanda pratik yapiyor. Kim bilir belkide yakinda CNN’in en populer programlarindan bir olan ”The Larry King Show”da da konuk olabilir.
Şçyle bir soru akla gelmektedir: Halihazir zamanda da Fethullah Gulen’in oturum iznini orada uzatan yine MAYO CLINIC midir? Yoksa bu tur hastalar konusunda uzman bir merkez kabul edilen ” CIA CLINIC ” midir? Ozellikle bu asamadan sonra Fethullah Gulen kendisi aleyhinde hicbir ses – soluk istememektedir. Bu ozellikle yurt disinda (Turkiye disi iliskiler konusunda benim gibi kisilerin susturulmaya calisilmasi) ciddiyet kazanmaktadir.
