Ya İstiklal Ya Ölüm

Ya Sev Ya Terket

Medyayı değil PKK´yı susturun‏

Hükümetin son olaylar karşısında nasıl çaresizlik yaşadığını ve darmadağın olduğunu, dünkü yazımızda anlatmıştık. Bu yazının mürekkebi kurumadan daha vahim şeyler gelişti. AKP hükümetinin bazı bakanları şaşkınlığın, çaresizliğin, teslimiyetin ve gafletin, yeni tezahürlerini sergilediler. PKK’ya yapamadıklarını kendilerini eleştirenlere, ” şehitler ölmez vatan bölünmez” diyenlere yapmaya yöneldiler. Bir taraftan yayın yasağı koyarak teslimiyeti ve ülkeyi getirdikleri hazin durumu milletten saklamaya uğraşıyorlar, diğer taraftan gafletin yeni versiyonlarını devre sokuyorlar.Bu medyaya bile tahammül edemediler

 

 

Türk medyasının kimlerin elinde olduğunu ve hangi ihanet senaryolarını hayata geçirdiklerini, bu köşede defalarca okudunuz. Özellikle görüntülü basında, yani televizyonlarda köşe başlarını tutanların ve kontrol noktasında bulunanların büyük çoğunluğunun Türk milletiyle, Türkiye Cumhuriyetiyle sorunlu olduklarını biliyoruz. Dolandırıcılıktan yargılanıp ceza almış olanı mı ararsınız, bölücülükten dolayı bürokrasiden kovulmuşları mı sorarsınız, Marksist oldukları için Türk Silahlı Kuvvetlerinden atılmışları mı sayarsınız, ne arasanız var.
 
Ortak tarafları, gizli emellerini hayata geçirme fırsatı buldukları bu dönemi ve bu dönemin mimarı AKP hükümetini, yere göğe sığdıramayışlarıdır. İçlerinde, gerçek emellerini hayata geçirmekte bulunmaz bir fırsat olarak gördüğü AKP’yi korumak ve kollamak için rakip televizyon kanallarına ” şehit sayısı 5′ten az olursa haber yapmayalım” teklifi götürecek kadar ileri giden, kanı bozuklar bile var. Buna rağmen Türk milletinin amansız baskısı ve gerçeklerin dayanılmaz ağırlığı karşısında, ucundan da olsa olup bitenleri yansıtmak zorunda kalıyorlar. Ancak, bu kadarı bile AKP hükümetini rahatsız ediyor. RTÜK’ü devreye sokarak terör ve şehit haberlerini hepten durdurmaya uğraşıyorlar.

Demokrasi bölücüye

Şaşkınlığın, çaresizliğin ve teslimiyetin ancak bu kadarı olur. Bölücübaşının İmralı’dan talimat yağdırmasını, “bizde demokrasi var” diyerek izah etmeye kalkışan, her türlü ihanet ve bölücülük faaliyetini ” demokrasi” ile izah etmeye uğraşan Bay Tayyip ve hükümeti, sıra şehide ve şehit haberlerine gelince, demokrasiyi unutuyor. Sansürün en acımasızını, baskı ve tehdidin en amansız olanını devreye sokuyor.
 
Çünkü, şehit haberlerinin, bölücülüğün, terörün, ihanetin Türk milletini ne kadar öfkelendirdiğini görüyor. Sabırların tükendiğini hissediyor. Milletin bu noktaya niçin ve nasıl gelindiğini anladığını ve tepkilerin bu durumun gerçek müsebbiplerine yöneleceğini görüyor. Şehit cenazelerinden rahatsız olmuyor. Ona göre Askerlik yan gelip yatma yeri değil. Şehit anası da önemsiz. (O kadınla ne konuşacağım demişti.) Ama tepkilerin hükümete yönelme ihtimali uykularını kaçırıyor. Yayın yasağı koydurarak, her türlü baskı ve tehditle muhalif sesleri keserek, aklınca tedbir alıyor.

Takke düştü
Keşke o tedbiri, aynı heyecanla, aynı kararlılıkla bölücülere, hainlere ve teröristlere karşı alsanız. 5 yıldır bu ülkeyi ne hale getirdiğinizi bu milletten daha ne kadar saklayabileceğinizi zannediyordunuz? Kömür ve makarnanın her işi halledeceğini mi düşünüyordunuz? Bir gün takke düşecekti. Takke düştü, ama ne yazık ki bunun bedeli çok ağır oldu.
Mili Eğitim’de skandal

Medyaya konulan yayın yasağından çok daha acı, çok daha vahim olan bir diğer gelişme ise, Milli Eğitim Bakanının okullara gönderdiği genelgedir. Bay Hüseyin Çelik, şehit cenazelerine giden öğrencilerin tespitini istemiş ve şehit aileleriyle ilgili olarak sendikaların okullarda konuşma yapmasını yasaklamış.
 
Duyunca hiç şaşırmadık. Zira, aynı bakanın eğitimi milli olmaktan çıkarmak için neler yaptığını çok iyi biliyoruz. Bugüne kadar okullardaki bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin durdurulması, terör örgütü propagandalarına son verilmesi, PKK yandaşı öğretmen ve bürokratların ayıklanması için kılını bile kıpırdatmayan Bay bakan, şehitler ve şehit aileleri söz konusu olunca aslan kesiliyor . İşte bu bakandan cesaret alan bazı kanı bozuk eğitimciler de öğrencilerine, şehit edilen Türk askerlerini kastederek, “ölmüşlerse ölmüşler. Ne yapalım” diyebiliyor.

Sorunu doğru tespit edelim

Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin başkentinde yaşanıyor. Sonra biz dönüp, Barzani’ye, Talabani’yi kızıyoruz. Aynı Barzani ve Talabani’nin kırmızı halılar serilerek ağırlandıklarını, Bay Tayyip tarafından, ” kardeşim” diye karşılandıklarını unutuyoruz. Kimse kimseyi kandırmasın. Herkes artık gerçeği görsün ve tespiti doğru yapsın. Türkiye’de terörün bu kadar azmasının, bölücülüğün ve ihanetin bu kadar yaygınlaşmasının, akan kanın, şehit analarının göz yaşlarının, sönen ocakların sorumlusu, bu hükümettir. Sorunu doğru tespit edemezsek, çözümü bulamayız. Bu hükümet var oldukça her geçen gün, bir öncekini aratacaktır. Bugüne kadar hep böyle olmadı mı? ORTADOĞU GAZETESİ 25,10,07
 

Mayıs 11, 2008 Posted by | Medyayı değil PKK´yı susturun‏ | Yorum yapın

   

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.