Ya İstiklal Ya Ölüm

Ya Sev Ya Terket

Yeraltı Zenginliklerimiz Gasp Ediliyor

Türkiye jeostratejik ve jeopolitik önem konumunun paralelind, bir De ABD - Almanya liderliğinde AB mücadelesine sahne olmaktadır. Çin, Rusya, Hindistan, Güney ve Kuzey Kore, Japonya, Ortadoğu, Kafkaslar, ve Türk Cumhuriyetlerinden oluşan diğer aktörlerde satranç tahtası üzerindeki yerlerini bu kavganın sonuçlarına göre alacaklardır.

Dünya Ticaret Örgütü, çok uluslu sermayenin daha serbest bir ortamda dolaşımını sağlamak üzere 1979 yılında Fas’ın Merakeş kentinde bir dizi kararlar aldı. Bu kararkar; Ulus Devletlerin ekonomiden çekilmeleri ve piyasaların denetimsiz olarak yabancı sermayeye açılmalarıyla ilgili yasa değişiklikleriydi. Merakeş’te kararlaştırılan bu değişikliğin ardından Türkiye’de alınan 24 Ocak 1980 kararlarıyla ülkemiz yakın takibe alınmış, gelinen sın noktada, ulusal bağımsızlığımız, ulusal kaynak ve varlıklarımız, Dünya Ticaret Bankası ve İMF ile yapılan anlaşmaların ardından bunların baskısıyla şirketlere yem yapılmıştır.

Bu mali kuruluşlara ve bunların ardındaki yabancı sermayeye verilen en büyük tavizler, ulusal varlığımız olan yer altı kaynaklarımızdır.

Başta bor olmak üzere, toryum, uranyum, bakır, linyit, taş kömürü, demir, manganez, kurşun, civa, antimuan,  fosfat, kükürt, alüminyum, potasyum, pirit, krom, manyezit, volfram, jips, boksit, kaloen, kil, bentonit, feldspat, talk, kuvars, kalsit, pomza, perlit, barit, zeolit, trona, tuz, grafit, astbest, mika, dolamit, mermer, mobilden, çinko, petrol, gümüş ve altın gibi birçok zengin madenlere sahip ülkemiz, bu madenlerin birçoğunu ya büroktarik zorluklar yüzünden ya da uluslararası maden şirketlerinin engellemesi yüzünden değerlendirilmemektedir. Başta toryum, mobilden, fosfat, zeolit, petrol ve altın madenler uluslar arası şirketlerin baskısı sonucu çıkartılamamktadır.

Halbuki bu zenginlik Türkiye’yi dünyanın en zengin ülkesi yapar!

Peki Mustafa Kemal Atatürk ne demişti?

“Bizi iktisadi hayatımızı geliştirme, böylece refaha ulaşma amacına varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi sömürge halin ekoymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü, bir sınıf daha vardır; o da içimizden çıkması muhtemel hainlerdir.”

İşte gelinen son nokta budur!

Mayıs 9, 2008 Posted by | Yeraltı Zenginliklerimiz Gasp Ediliyor | Yorum yapın

   

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.